Her Şey Henüz Başlıyor

0
74
© Photo: AP/Dario Lopez-Mills

Bir sıra Libya medyası, Trablus’un meskün semtlerine yapılan hava saldırısının arkasında NATO uçaklarının bulunabileceğini yazıyor.

Bundan önce bilinmeyen savaş uçakları Pazartesi gecesi Libya başkentinin bölgelerinden birini ateşe tuttu. Güvenlik organlarındaki kaynaklar ateşin, bir aydan fazla aralarında kavga eden isyan gruplarının mevzilerine Misurata ve Zintan’dan açıldığını tahmin ediyor. Bunun amacı, ateş noktalarını bastırmak. Libya güvenlik güçleri, Kuzey İttifak güçlerinin darbelere ilişkisi olduğunu yalanladı. Bununla birlikte uzmanlar, bu versyonu şimdilik gözardı etmeye hazır değil. Libyalı insan hakları korumacısı Vaad İbrahim anlatıyor.

 © Photo: AP/Dario Lopez-Mills
© Photo: AP/Dario Lopez-Mills

Hava saldırılarının arkasında NATO ise, ülke durumuna yabancı güçlerin karışmasından söz edilebilecek. Bu halde paradoks şu ki, İttifak bundan önce destek gösterdiği güçlerden Libya’yı temizleyecek. Varsayımımı, olayı partik olarak yorumlamayan makamların sessizliği de kanıtlıyor. Bu olaydan belli başlı çıkarsama yapılabilecek. Kaydetmek gerek ki, milisler, hava darbeleri indiren ayrı Arap ülkelerinin savaş uçakları olduğunu iddia ediyor. Bana kalırsa, bundan çok şüpheleniyorum. Fikrime göre, NATO birliklerinin saldırıya katılmalarına ilişkin versyon en çok inandırıcı.

Bununla birlikte medyanın çoğu, hava saldırısından sorumluluğu general Halife Haftar’ın kontrolü altındaki güçlere yüklüyor. Örneğin, “Al-Arabiya” televizyon kanalı, adları açıklamayarak operasyonel karargahtan temsilcilerin bu hipotezi doğrulayan sözlerini aktarıyor.

Her neyse, bilinmeyen uçaklar, ülkenin değişik bölgelerinde yüzlerce kurbana yol açan çok sert çatışmalar, bir sıra diplomatik misyonun kapatılması, tüm bunlar Libya durumunun gelişme perspektifine ilişkin iyimserlik telkin etmiyor. Rusya’nın Libya eski büyük elçisi Aleksey Podtserob analtıyor.

Parlamento’nun duruma etki yapamamasının sonuçları ortada. Merkez makamları güç bakımından kabilelere tavizde bulunuyor. Bu yüzden, ülkenin barışçı operasyon başlatmak ricasıyla BM Güvenlik Konseyine baş vurduğuna tanık oluyoruz. Güvenlik Konseyinin buna nasıl bir tepki göstereceğini söylemek çok zor. BM teşkilatının güçleri dünyanın birçok ülkesinde artık hazır bulunuyor. Bunlar gerek “siyah” Afrika, gerek Keşmir, gerekse bir sıra başka bölge. Şimdiki Libya krizinin bir bütün olarak çözümlenmesi çok şüpheli, çünkü gerek İslamistler, gerek milis, gerekse merkez makamların tutumları farklı olduğundan onlar görüşmeler masasına oturmaya hazır değil.

Uzmanlar, makamların çağrılarına rağmen, Güvenlik Konseyinin Libya işlerine karışmaya izin vereceğinden şüpheleniyor. Mesele, daimi üyelerin yaklaşımlarındaki farkta değil. Örneğin Libya’nın “Albawabanews” İnternet yayını politolog Şaaban ben Naser’in sözlerini aktarıyor. Politolog, barışçıların işe karışmaları halinde ülkenin ikinci Afganistan’a dönüşeceğini kaydetti. Yani, Libyalıların kamuoyuna inanmamaları gerekiyor. Bu arada Tobruk’a yerleşen parlamento en iyi halde yalnız sözü geçen liman kentte geçerli olan yasaları büyük gayret göstererek hazırlıyor. Böylelikle, merkezi makamların da krizin çözümlenmesi için birşeyler yapabileceği şüpheli. Bu yüzden şimdiki durumdan çıkış, Halife Haftar güçleri ile İslamistler arasındaki silahlı karşı duruşmanın gelişmesine bağlı olacak. Başlıca sorun ise sonuçta kimin zafer kazanacağı değil, böyle durumun ne kadar süreceğinde. İç ses, söz konusunun aylar ve hatta yıllar olmadığını bildiriyor.
Tamamını oku: https://turkish.ruvr.ru