TRENDING İGA İstanbul Havalimanı\’NDAN GURUR VEREN Başarı!
Havacılığı bizimle takip edin
Pazartesi, Ağustos 24

Spirit Airlines Uçmayı Bıraktı, Dijital Hafızası İçin AI Şirketleri Yarışıyor

ALPER KURAY • 24 AğU 2026 • 9 DK OKUMA
Spirit Airlines Uçmayı Bıraktı, Dijital Hafızası İçin AI Şirketleri Yarışıyor 24 Ağustos 2026

Spirit Airlines Uçmayı Bıraktı, Ama Dijital Hafızası İçin AI Şirketleri Yarışıyor

Spirit Airlines, uzun süren finansal sorunlarının ardından 2 Mayıs 2026’da tüm uçuşlarını durdurdu ve faaliyetlerini tasfiye sürecine soktu. Şirketin ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na yaptığı resmi bildirimde de tüm uçuşların iptal edildiği ve operasyonların düzenli biçimde sonlandırılmaya başlandığı açıklandı.

Fakat uçaklar yerde kalırken Spirit’in başka bir varlığı beklenmedik biçimde değer kazanmaya başladı: Yıllar boyunca biriken e-postaları, çalışan mesajları, operasyon kayıtları, yazılımları ve şirket içi verileri.

Google, 14 Ağustos’ta yapılan iflas açık artırmasında bu veri paketi için 10 milyon dolar teklif ederek en yüksek teklifi verdi. AI veri şirketi Mercor’un teklifi ise 7,5 milyon dolarda kaldı. Google’ın amacı: Bu verileri ürünlerini geliştirmek ve yapay zekâ modellerini eğitmek için kullanmak.

Ancak hikâye burada bitmedi.

Açık artırmadan birkaç gün sonra başka bir yapay zekâ şirketi olan Micro1, Spirit verileri için 12,5 milyon dolarlık yeni bir teklif sundu.

Yani bugün, iflas etmiş ve artık uçmayan bir havayolunun eski e-postaları ve şirket içi yazışmaları için teknoloji şirketleri milyonlarca dolarlık bir yarış içerisindeler.

İşte hikâye tam da burada ilginçleşmeye başlıyor.

Google aslında ne satın almak istiyor?

Rakamlar oldukça şaşırtıcı. Spirit’in satışa çıkarılan dijital arşivinde yaklaşık:

  • 100 milyon e-posta,
  • 500 milyon Microsoft Teams mesajı,
  • 30 milyon satır yazılım kodu,
  • operasyon ve uçuş verileri,
  • finans ve muhasebe kayıtları,
  • gelir yönetimi ve fiyatlama verileri,
  • pazarlama ve çalışan üretkenliği kayıtları

bulunuyor.

Bazı kaynaklara göre veri setinde ayrıca milyarlarca uçuş fiyatı ve işlem kaydı bulunuyor. Ancak müşteri profilleri, kredi kartı bilgileri ve kişisel tüketici verilerinin satışın dışında tutulması öngörülüyor. (Yaklaşık 98 milyon yolcu profili ve 50 milyon sadakat program kaydı)

İlk bakışta insanın aklına şu geliyor:

Bir teknoloji şirketi neden yıllar önce yazılmış milyonlarca şirket e-postasına 10 milyon dolar ödesin?

Sonuçta bunların büyük bölümü muhtemelen bizim iş hayatında her gün gördüğümüz mesajlardan oluşuyor.

“Toplantıyı 15.00’e alabilir miyiz?”

“Son dosyayı ekte gönderiyorum.”

“Bu uçuş neden gecikti?”

“Müşteriye ne cevap vereceğiz?”

“Fiyatı tekrar kontrol eder misiniz?”

Fakat belki de veriyi değerli yapan tam olarak bu sıradanlık. Çünkü bunlar teorik bilgiler değil. Gerçek insanların gerçek bir şirkette nasıl çalıştığının kayıtları.

Yapay zekânın ihtiyacı artık yalnızca internet değil

Bugünkü büyük yapay zekâ modellerinin önemli bölümü internette bulunan kitaplar, web siteleri, makaleler ve diğer metinler üzerinden eğitildi. Fakat internet size bir şirketin gerçekten nasıl çalıştığını tam olarak göstermez. Bir uçuş iptal olduğunda hangi departmanın kime yazdığını göremezsiniz. Fiyatlama ekibinin bir rakibin kampanyasına nasıl tepki verdiğini bilemezsiniz.

Bir müşteri problemi üç departman arasında nasıl dolaştı?

Bir operasyon krizi nasıl çözüldü?

Bir yönetici hangi durumda hangi kararı aldı?

Bir proje neden başarısız oldu?

Bunların büyük bölümü şirketlerin kapalı sistemlerinde kalır.

Spirit’in veri setini AI şirketleri açısından ilginç hale getiren noktalardan biri de bu. Micro1 CEO’su da şirket verilerinin yapay zekâ modellerine gerçek dünyanın dağınık ve karmaşık çalışma ortamlarını öğretmek açısından değerli olduğunu söylüyor.

Başka bir ifadeyle Google yalnızca 100 milyon e-posta satın almak istemiyor. Aslında satın almak istediği şey, bir şirketin onlarca yıl boyunca nasıl çalıştığının dijital izi.

Spirit’in gerçek varlıklarından biri çalışanlarının bıraktığı iz olabilir

Buradan insan tarafına geçtiğimizde konu daha da ilginç hale geliyor. Bir çalışanı düşünelim.

Bir şirkette 15 veya 20 yıl çalışıyor. Binlerce e-posta yazıyor. Toplantılara katılıyor. Sorun çözüyor. Müşterilerle görüşüyor. Yeni çalışanlara iş öğretiyor. Hatalar yapıyor ve o hatalardan ders çıkarıyor. Bir kriz çıktığında ne yapılması gerektiğini öğreniyor. Belki şirket prosedürlerinin hiçbirinde yazmayan yüzlerce küçük bilgi biriktiriyor. Sonra emekli oluyor veya şirketten ayrılıyor. Kurumsal hayatta hepimizin duyduğu bir cümle vardır:

“Bunu Ahmet Bey biliyordu.”

Ardından şirketten yıllar önce ayrılmış birisini arayıp eski bir dosyanın, müşterinin veya operasyonun nasıl yürütüldüğünü sormaya çalışırız. Aslında bu oldukça pahalı bir yönetim problemidir. Çünkü kurum çalışanın 20 yıllık öğrenme sürecinin maliyetini üstlenmiş ancak öğrenilen bilginin önemli bölümü çalışanla birlikte şirketten çıkmıştır.

Yapay zekâ bu durumu değiştirebilir. Ve bana göre Spirit olayı bunun en dikkat çekici ilk örneklerinden biri olabilir.

Eğitim dünyası açısından soru değişiyor

Yıllardır şirketlerde eğitim çalışmalarının temel sorusu genellikle şudur:

“Çalışanlarımızın ne öğrenmesi gerekiyor?”

Bence yapay zekâ çağında bunun yanına çok önemli ikinci bir soru eklemek gerekiyor:

“Şirketimiz çalışanlarından ne öğreniyor?”

İki soru birbirinden farklı: Birincisinde kurum çalışana bilgi veriyor. İkincisinde çalışanın sahip olduğu bilgi kuruma aktarılıyor. Özellikle deneyimli çalışanların sahip olduğu bilginin önemli bir bölümü herhangi bir eğitim dokümanında bulunmaz. Örneğin; 20 yıllık bir satış yöneticisinin hangi müşterinin gerçekten satın alma eğiliminde olduğunu anlayabilmesi, uzun yıllardır kredi değerlendiren bir bankacının dosyadaki küçük bir ayrıntıdan risk sinyali alması, bir uçak teknisyeninin daha ölçüm yapılmadan belirli bir sesin ne anlama geldiğini tahmin edebilmesi, veya deneyimli bir kabin amirinin gergin bir yolcuyla ne zaman konuşup ne zaman geri çekilmesi gerektiğini bilmesi…

Bunların tamamı bilgidir. Ama klasik anlamda veri değildir. Şirketler bunu sistematik biçimde yakalayabildiğinde ise kurumsal hafızaya dönüşebilir.

İşte bence yapay zekânın şirketlerde yaratabileceği en değerli dönüşümlerden biri burada.

Çalışanın yerine geçmesi değil. Çalışanın deneyiminin kurumdan kaybolmasını önlemesi.

Ama çalışan bu işe ne diyor?

Spirit vakasının diğer tarafı ise çok daha tartışmalı. Yani çalışan tarafı. Google’ın 10 milyon dolarlık teklifinin mahkeme tarafından onaylanması beklenirken, Spirit kabin çalışanlarını temsil eden Association of Flight Attendants-CWA satışa itiraz etti. Sendikanın itirazının ana nedeninde çalışanların mahremiyeti bulunuyordu.  Satışa konu kayıtların içerisinde çalışan e-postalarının yanı sıra bordro, zaman çizelgesi, vergi, seyahat ve bazı insan kaynakları bilgilerinin de bulunabileceği belirtiliyor.

Spirit ve Google ise verilerin aktarılmadan önce üçüncü bir taraf tarafından kimlik bilgilerinden arındırılacağını ve Google’ın kişisel olarak tanımlanabilir bilgi almayacağını söylüyor.

Fakat sendikanın itirazı burada bitmiyor. Çünkü veri setleri arasındaki bağlantılar korunursa, isimler silinse bile belirli çalışanların veya küçük çalışan gruplarının yeniden tanımlanabilme ihtimalinin tamamen ortadan kalkmayacağını savunuyorlar.

Mahkeme de bu itirazı dikkate aldı ve Google satışını onaylaması beklenen duruşmayı 9 Eylül 2026 tarihine erteledi. Dolayısıyla 24 Ağustos itibarıyla Google açık artırmanın kazananı olmakla birlikte veri setinin kesin sahibi değil henüz.

Üstelik Micro1’in 12,5 milyon dolarlık son dakika teklifi de mahkemenin önündeki tabloyu daha karmaşık hale getiriyor. Normal şartlarda açık artırma bittikten sonra yapılan tekliflerin kabul edilmesi kolay değil. Ancak iflas mahkemesinin aynı zamanda alacaklılar için mümkün olan en yüksek değeri yaratma sorumluluğu bulunuyor.

Yani 9 Eylül’de yalnızca bir veri satışı konuşulmayabilir. AI çağında şirket verisinin ne olduğu konusunda önemli bir emsal tartışması da yaşanabilir.

Bir çalışan 15 yıl önce bunu kabul etmiş miydi?

Bence hikâyenin en rahatsız edici sorusu ise şu:

Bir çalışan 15 yıl önce yöneticisine gönderdiği e-postanın, yıllar sonra başka bir şirketin yapay zekâ modelinin eğitiminde kullanılabileceğini öngörebilir miydi?

Muhtemelen hayır. İşyeri sistemlerinde oluşturulan e-postaların işverenin kontrolündeki kayıtlara dönüşmesi başka bir konu. Bu kayıtların yıllar sonra şirketin iflas sürecinde üçüncü bir tarafın yapay zekâ eğitiminde kullanılabilecek bir varlığa dönüşmesi ise bambaşka bir tartışma.”

Ve önümüzdeki yıllarda şirketlerin çalışanlarıyla yaptığı sözleşmelerde, bilgi güvenliği politikalarında ve AI politikalarında bu ayrımın çok daha görünür olacağını düşünüyorum.

Bir şirketin kurumsal hafızasının fiyatı ne kadar?

Finans açısından baktığımda ise beni en çok düşündüren konu bu. Bir havayolu şirketinin uçaklarının fiyatını aşağı yukarı hesaplayabiliriz. Slotlarının ekonomik değerini ölçebiliriz.

Markasını değerleyebiliriz. Yazılımının veya patentlerinin fiyatını tahmin edebiliriz. Peki çalışanların 30 yıl boyunca oluşturduğu kurumsal hafızanın değeri nedir? Spirit vakasında bu kurumsal veri setine biçilen rakamların nerelere ulaştığını görüyoruz: Google’ın kazanan teklifi 10 milyon dolar. Micro1’in sonradan sunduğu teklif ise 12,5 milyon dolar. Ancak satış henüz kesinleşmiş değil.”

Daha birkaç yıl önce milyonlarca eski e-postanın şirket için öncelikle bir depolama ve arşivleme maliyeti olduğunu düşünebilirdik. Bugün ise aynı e-postaların satın alınması için teknoloji şirketleri açık artırmaya giriyor. Bu bana önemli bir ekonomik dönüşüm gibi geliyor. Belki gelecekte bir şirket satın alınırken klasik incelemelerin yanında şöyle bir soru da sorulacak:

“Bu şirketin kaç yıllık kaliteli ve kullanılabilir kurumsal verisi var?”

Patent portföyü gibi.

Müşteri portföyü gibi.

Marka değeri gibi.

Kurumsal veri seti de şirket değerlemesinde ayrı bir başlık haline gelebilir.

Alper Kuray
Alper Kuray

Bankacılık ve finans sektöründe 25 yılı aşkın yöneticilik deneyimi sonrası, Academmica Eğitim ve Danışmanlık şirketini kurarak ve Tatilce Tur seyahat acentası şirketinde yönetici ortaklık yaparak girişimcilik dünyasında yer almaktadır. Finans, müşteri deneyimi, kurumsal gelişim ve strateji alanlarındaki birikimini havacılık ve seyahat tutkusu ile birleştirerek Aeroportist’te sektörün ekonomik, operasyonel ve yolcu deneyimine dair yönlerini sade bir dille ele almaktadır. With more than 25 years of executive experience in banking and finance, Alper Kuray is now active in the entrepreneurial world as the founder of Academmica Training and Consulting and as a managing partner at Tatilce Tur travel agency. Combining his expertise in finance, customer experience, corporate development and strategy with his passion for aviation and travel, he contributes to Aeroportist with clear and accessible articles that explore the economic, operational and passenger-experience aspects of the aviation industry.

Yorumlar (0)