“Türkiye 10 yılda 850 milyon turisti ağırlamaya hazırlanıyor”
TÜRKİYE TURİZM YATIRIMLARININ GELECEĞİ TIF 2026’DA ŞEKİLLENİYOR:
Mehmet Nuri Ersoy: “Türk turizmi birinci lige yükseldi”
Oya Narin: “Türkiye 10 yılda 850 milyon turisti ağırlamaya hazırlanıyor”
Turizm yatırımlarının en önemli küresel platformlarından biri olan Tourism Investment Forum (TIF) 2026, İstanbul’da kapılarını açtı. Dünya turizm ekonomisinin önümüzdeki on yılda 16,5 trilyon dolarlık bir hacme ulaşmasının öngörüldüğü bu kritik dönemde forum, Türkiye için stratejik bir rol üstleniyor. Türkiye’nin turizm yatırım vizyonuna ışık tutan TIF 2026; sektörün geleceğini ve yeni yatırım fırsatlarını, kamu ve özel sektör temsilcileri ile dünya turizm otoritelerinin katılımıyla kapsamlı biçimde ele alıyor.
Gelecek 10 yıl için belirledikleri vizyonu “Yeni Gelecek: New Next” olarak tanımlayan TTYD Başkanı Oya Narin, “2026’dan itibaren ziyaretçi sayısında yıllık ortalama yüzde 6’lık bir artış yakalanması halinde, 2035’te 110 milyon ziyaretçi seviyesine ulaşabileceğimizi öngörüyoruz. Önümüzdeki 10 yılda yurt dışından en az 850 milyon ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyoruz” dedi.
Türkiye’nin turizmdeki başarısına dikkat çeken WTTC Başkan & CEO’su Gloria Guevara Manzo, “Türkiye, turizmde örnek bir model. Dünya, Türkiye’nin hayata geçirdiği stratejileri yakından izliyor. Turizmin gayrisafi yurt içi hasılaya 160 milyar dolarlık katkısının yüzde 65’inin uluslararası harcamalardan gelmesi, olağanüstü bir başarı. Bu alanda Türkiye, pek çok ülkeyi ve hatta İspanya’yı bile geride bırakıyor” diye konuştu.
Attıkları adımlarla Türk turizmini birinci lige taşıdıklarını vurgulayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Türkiye, dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler sıralamasında 2017’deki 8’incilikten 2024’te 4’üncülüğe, turizm gelirlerinde ise 15’incilikten 7’nciliğe yükseldi. 2025 yılında elde edilen 65,2 milyar dolarlık rekor gelir, 63,9 milyon ziyaretçi ve 114 dolara yükselen kişi başı gecelik harcama, nitelikli turizm ve yüksek katma değerli yatırım vizyonunun somut bir sonucu oldu” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin turizm vizyonu ve yatırım potansiyelini dünyaya anlatmamız açısından sektör buluşmaları çok büyük önem taşıdığını belirten Bakan Ersoy TIF 2026’nın turizm alanında gerçekleştirilen en iyi toplantılardan biri olduğunu belirterek, oturumların nitelik düzeyinin uluslararası standartlarda seyrettiğini söyleyerek TTYD yönetici ve çalışanlarına teşekkür etti.
Turizm ekosisteminin kamu, finans, yatırım, gayrimenkul ve konaklama alanlarında önde gelen tüm ulusal ve uluslararası temsilcilerini iki gün boyunca aynı platformda buluşturan Turizm Yatırım Forumu (Tourism Investment Forum) TIF 2026, İstanbul’da başladı.
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) stratejik ortaklığında, Türkiye İş Bankası’nın ana sponsorluğunda bu yıl beşincisi düzenlenen TIF 2026’da, 30’a yakın oturumda 100’ün üzerinde ulusal ve uluslararası konuşmacı yer alıyor.
Uluslararası forum, dünya seyahat ve turizm ekosisteminin önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 50 artışla 16,5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmasının öngörüldüğü ve Akdeniz pazarında önemli yatırım hamlelerinin gerçekleştiği kritik bir dönemde, Türkiye için stratejik bir misyon üstleniyor. TIF 2026; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarının geleceğine yönelik ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor.

Oya Narin: “Turizm, Türkiye için kalıcı ve temel bir sektördür”
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin, açılış konuşmasında şunları söyledi:
“TTYD olarak beşincisini gerçekleştirdiğimiz Turizm Yatırım Forumu’nun, Türk turizmcilerine yeni uluslararası ufuklar açan bir katalizör rolü üstlenmesini amaçlıyoruz.
Küresel turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı bir büyümeye dönüştürmüş durumda. UN Tourism verileri, 2024’te 1,4 milyar, 2025’te ise 1,52 milyar varışla küresel turizmin yeni bir zirveye ulaştığını gösteriyor. WTTC’nin ekonomik etki çalışmalarına göre, seyahat ve turizm sektörü 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladı ve 357 milyon kişiye istihdam yarattı. Önümüzdeki 10 yıl için projeksiyonlar, bu katkının 2035’te 16,5 trilyon dolara, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağını ortaya koyuyor.
Türkiye turizmine baktığımızda ise tablo son derece net ve güçlüdür. 2015 yılında 31,5 milyar dolar olan turizm geliri, 2025 itibarıyla 65,2 milyar dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ziyaretçi sayısı 41,6 milyondan 63,9 milyona yükselmiştir.
TTYD olarak Turizmde Dönüşüm projemiz kapsamında yaptığımız modellemeler, doğru bir dönüşüm programıyla 2030’da turizm gelirlerimizin 120 milyar dolara ulaşabileceğini öngörüyoruz.
Pandemi ve yakın coğrafyamızda kontrolümüz dışında gelişen olaylara rağmen yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığımızın kararlı desteği ve hızlı koordinasyonu son derece kıymetlidir.
Başta İstanbul Havalimanı olmak üzere, son 20 yılda yenilenen havalimanlarımız ve hava ulaşımına yapılan yatırımlar, turizmimizin bugünkü seviyesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Türkiye; finansal ve hukuksal altyapısı, güçlü iç turizm talebi, 2 milyonu aşan yatak kapasitesi ve benzersiz doğal ve kültürel zenginliğiyle küresel ölçekte güçlü bir turizm ülkesidir.

Özellikle dinamik iç turizmimiz bu denklemde son derece önemli bir yer tutuyor. İç turizm, en güçlü kaslarımızdan biri olarak turizmin geleceği açısından da kritik bir rol oynuyor. Bu güçlü altyapı doğrultusunda; geçmiş performansımız, canlı iç turizm talebimiz ve mevcut yatak kapasitemiz, önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizin temel dayanaklarını oluşturuyor.
Bu çerçevede, 2026’dan itibaren ziyaretçi sayısında yıllık ortalama yüzde 6’lık bir artış yakalanması halinde, 2035’te 110 milyon ziyaretçi seviyesine ulaşabileceğimizi öngörüyoruz. Önümüzdeki 10 yılda yurt dışından en az 850 milyon ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyoruz.
Dünya turizmi değişiyor, büyüyor ve genişliyor. 2025’te küresel turizm yüzde 4 büyüdü, ziyaretçi sayısı 1,5 milyarı aştı. Bu rakamın yarıdan fazlası Avrupa ülkelerine, büyük bölümü ise Akdeniz çanağına yöneldi. Suudi Arabistan, Mısır, BAE ve Yunanistan gibi ülkelerde de kapsamlı turizm yatırımları hayata geçiriliyor.
Önümüzdeki 10–15 yılda Türkiye’nin bugünkü konumunun çok daha üzerine çıkma potansiyeli bulunuyor. İşte TIF 2026, tam da bu kritik eşikte önemli bir misyon üstleniyor. Bu dönemde iş birliklerini ele alacak, yapay zekâdan mimariye kadar tüm başlıkları değerlendireceğiz. Alanında uzman konuklarımızla, dünyadaki örnekleriyle yol haritaları çizeceğiz.

Bizim önümüzdeki 10 yıl için tarif ettiğimiz vizyon ‘Yeni Gelecek: New Next’tir. TTYD olarak, Türk turizminin bu yeni geleceğe yolculuğunda hem yerli hem de yabancı markalarla birlikte, küresel yatırımcılar için bir referans noktası olmaya devam edeceğiz.
Bununla birlikte turizm, Türkiye için bir ‘sunset industry’ değildir. Aksine, Anadolu’nun benzersiz tarihsel mirası, kültür rotaları, gastronomisi, doğası ve kıyı destinasyonlarıyla kalıcı ve temel bir sektördür. Bu nedenle hem Türk yatırımcılarını hem de küresel turizm dünyasındaki dostlarımızı, TIF 2026 vesilesiyle Türkiye turizminin geleceğinde bizlerle birlikte yer almaya davet ediyorum.”
Gloria Guevara Manzo: “Dünya Sizi İzliyor”
Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) Başkan & CEO’su Gloria Guevara Manzo, Türkiye’nin turizm stratejilerini “örnek model” olarak nitelendirerek ve şunları kaydetti:
“Ben de kendi ülkemde eski bir bakandım ve hep Türkiye’ye bakardık; ne kadar harika örnekler ve uygulamalar var diye. Siz bilmiyor olabilirsiniz ama dünya, sizlerin yaptıklarını ve hayata geçirdiğiniz gelişmeleri yakından izliyor. Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasına 160 milyar dolarlık dev bir katkı sağlanıyor. Bu katkının yüzde 65’inin uluslararası harcamalardan gelmesi olağanüstü bir rakam.
Çoğu ülkede yurt içi harcamalar, uluslararası harcamaların üç katıyken siz bunu tersine çevirmişsiniz. Bunu başarabilen dünyada çok az ülke var. Hatta bu alanda İspanya’dan bile daha iyi bir performans sergiliyorsunuz. Bunu nasıl yaptığınızı anlamamız gerekiyor ki diğer ülkeler de öğrenebilsin.
Burası adeta açık bir müze gibi; gittiğiniz her yerde tarihle karşılaşıyorsunuz. Ancak küresel bir sektör olarak kendimize şu soruyu sormalıyız: Dijital bir dünyada yaşarken neden hâlâ havalimanlarında 1 saat 45 dakika süren kuyruklarda bekliyoruz? Neden bir otele girdiğimizde tüm bilgilerimizi tekrar tekrar elle doldurmak zorundayız? Gelecekteki büyüme için pürüzsüz ve kesintisiz bir dijital kimlik deneyimine geçmemiz şart. Önümüzdeki 10 yılda 91 milyon yeni iş yaratılacak olsa da gençlerin sektöre ilgisizliği nedeniyle 43 milyon iş risk altında. Yeni nesil seyahati bir ‘hak’ olarak görüyor ancak bu sektörde çalışmak istemiyor.
Bu algıyı kamu ve özel sektör olarak birlikte yıkmamız; pürüzsüz bir deneyim için bölgesel vize kolaylıkları gibi radikal adımlar atmamız gerekiyor. Krizler artık hayatımızın bir parçası. COVID-19’dan öğrendiğimiz en büyük ders, her gün yeni bir krize hazır olmamız gerektiğidir.
Türkiye’nin bu konudaki direnci, kültürel mirasıyla birleşen büyüme stratejisiyle birlikte küresel turizmin geleceği için en güçlü müttefiklerimizden biridir.”
Hakan Aran: “Sadece Türkiye’deki yatırımları değil yurtdışı yatırımları da destekleriz”
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran da konuşmasında, turizmin küresel ekonomiye katkısına ve tüm dünya için taşıdığı stratejik öneme işaret ederek, “Sektörün ülkemiz için önemi yadsınamaz. Dolayısıyla biz de son 3 yılda turizm sektörüne 2,2 milyar dolarlık kredi kullandırdık. Özel sektör bankaları arasında yüzde 23,69’luk kredi payımızla her 4 liralık kredinin 1 lirasını biz kullandırmış durumdayız. Bu da sektöre olan inancımızı, sektöre verdiğimiz desteğin büyüklüğünü gösteriyor” dedi.
Şu anda turizm sektöründe yatırım bekleyen 3 milyar dolarlık teşvik belgeli proje bulunduğunu, banka olarak 3 milyar dolarlık tüm yatırımı finanse edebilecek güçte olduklarını belirten Aran, ülkemizin yeni otel yatırımından ziyade modernizasyona, markalaşmaya, uçtan uca müşteri deneyimine yönelik yatırım yapması, müşteri deneyiminde fark yaratacak yatırımlara odaklanması gerektiğini söyledi.
Hakan Aran, “Biz yatırımcımız inandığında ve fizibilitesini gördüğümüzde o yatırımcılarımızın yanında oluruz. Bu, sadece Türkiye’deki yatırımlar için geçerli değil. Nasıl ki şu anda küresel olarak bu işi iyi bilen yatırımcılar, yurt dışı yabancı yatırımcılar Türkiye’de yatırım yapmak istediğinde onları destekliyorsak, Türk turizmcisi yurt dışında dünyanın popüler destinasyonlarında yatırım yapmak istediğinde o yatırımları da destekleriz. Çünkü oyunun küresel oynanmasına, pazarın sadece Türkiye ile sınırlı olarak görülmemesine, tüm dünyadaki turizm gelirleri pastasından ülkemizin, turizm yatırımcılarımızın daha çok pay almasına vesile olmakta yarar görüyorum. Bizim de gerek banka gerekse iştirakimiz Türkiye Sınai Kalkınma Bankası olarak sadece Türkiye’deki turizm yatırımlarını değil Türk turizmcisinin yurt dışındaki yatırımlarını da aynı iştahla destekleyeceğimizi ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
Şekib Avdagiç; “İstanbul turizmde daha fazla yatırımı hak ediyor”
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul’un küresel turizmdeki stratejik önemine dikkat çekerek, şunları söyledi.
“Finans, alışveriş ve sanat yönüyle dünya turizmi için İstanbul, gelmek istenen ve tercih edilen bir şehir. 8 bin 500 yıllık tarihi ve doğal güzelliğiyle İstanbul daha çok turizm yatırımını hak ediyor ve yatırımcısına kazanç sağlayacak bir potansiyel sunuyor. İstanbul son 7 yılda kongre turizminde ilk 20’ye girdi. İstanbul’u otel geliri anlamında yukarı çekecek hamleler en önemli unsurların başında gelmeli. Gelen turistlerin otellerimize daha fazla para ödeyebileceği bir konsepti oluşturmamız ve oda başına geliri yukarı çekecek politikaları öncelikli olarak önümüze almamız gerekiyor. Bu kapsamda İstanbul Fuar Merkezi yanında, 100 bin metrekarelik fuar alanımıza ilave olarak 40 bin metrelik yeni bir alan inşa ediyoruz. Bir katı 7 bin metrekare kolonsuz olan bu uluslararası alanla birlikte, 10 bini aşan kapasitelerle İstanbul turizmine hizmet vereceğiz.”
Bekir Polat: “Türkiye, dünyanın bağlantı noktası”
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat da Türkiye’nin turizmdeki öneminin değinerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Her turist aslında bir yatırımcıdır ve bu bakış açısı bugün de geçerliliğini koruyor. Turizm, müstakil bir sektör olmanın ötesinde, uluslararası yatırımları ve diğer tüm sektörleri etkileyen güçlü bir katalizör niteliği taşıyor. Türkiye’yi tanıtırken ‘dünyanın bağlantı noktası’ kavramını kullanıyoruz; çünkü ülkemiz insanları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağlayan bir konumda. Yine son dönemde geçen sene oranla ilk 11 ayda ülkemiz yüzde 27,6 artışla 12,4 milyar dolar doğrudan yatırım çekti. Ancak bugün yatırımcı kararlarında yalnızca maliyetler ve teşvikler değil yeterli değil, güçlü ekosistemler ve marka algısı da belirleyici oluyor.”
Mehmet Nuri Ersoy: “2026’da 68 milyar dolarlık gelir hedefine ulaşacağız”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk turizminin nitelikli turizm ve katma değerli yatırım vizyonuyla birinci lige yükseldiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Küresel ölçekte ekonomik, siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin yoğunlaştığı, dengelerin çok kısa sürelerde değişebildiği bir dönemden geçiyoruz. Bugün artık net bir şekilde söyleyebiliyoruz ki Türkiye, krizleri yönetme konusunda güçlü bir refleks kazanmış ve bu alanda ciddi bir kurumsal tecrübe oluşturmuştur. Göreve geldiğimiz günden bu yana turizmi yalnızca rakamlarla değil; vizyon, çeşitlilik ve nitelik odağıyla ele aldık. Türk turizmini birinci lige taşıdık.
Turizmi 12 aya ve 81 ile yayma hedefi doğrultusunda attığımız adımlar, rekorlarla yükselmeyi sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 2017’de 8’inci sırada yer alan Türkiye, 2024 itibarıyla 4’üncü sıraya yükseldi. Turizm gelirlerinde ise 2017 yılında 15’inci sırada bulunan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya ulaştı.
2025 yılında turizm gelirlerimiz 65,2 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı yıl toplam ziyaretçi sayımız 63 milyon 943 bin kişi olarak kaydedildi ve ziyaretçi sayısında da yeni bir rekora erişildi. Kişi başı gecelik harcamanın 114 dolara yükselmesi, nitelikli turizm stratejimizin somut bir sonucu oldu.
Tanıtım alanında da güçlü bir ivme yakaladık. Resmi ülke hesaplarımız, sosyal medya platformları arasında YouTube ve TikTok’ta birinci sıraya yerleşti. Dünyada bir ilk olan mini dizi stratejimizle tanıtımda sinematik bir model başlattık. Sadece kıyılarımıza değil, Geleceğe Miras projesiyle arkeolojik değerlerimize de odaklandık. Müze ve ören yerlerimiz, geçen yıl Avrupa’daki birkaç ülkenin toplam nüfusuna denk gelecek şekilde yaklaşık 35 milyon kişi tarafından ziyaret edildi.
Şimdi başarıları geride bırakıp yeni hedeflere odaklanma vaktidir. 2026 yılı için belirlediğimiz 68 milyar dolarlık gelir hedefine de paydaşlarımızla omuz omuza vererek ulaşacağız.”
Fikri Ataoğlu: “KKTC gelen ziyaretçi sayısında yüzde 30’luk artı oldu”
KKTC Başbakan Yardımcısı & Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, yeni yatırımların KKTC’ye olan ilgiyi artırdığını vurgulayarak, şunları söyledi:
“KKTC olarak son yıllarda yapılan yatırımların ne kadar önemli olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Ülkemizde hayata geçirilen yatırımlar, dünyayla yarışan niteliktedir ve tüm yatırımcılarımızı şahsen kutluyorum. Yeni havalimanımızın açılması ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TGA iş birliğiyle yürütülen tanıtım çalışmaları sayesinde, KKTC’ye olan ilginin belirgin biçimde arttığını görüyoruz.
Geçen yıla kıyasla ülkemize gelen ziyaretçi sayısında yüzde 30–40 oranında artış yaşandı. Bu artış, mevcut yatırımların sürdürülmesinin yanı sıra yeni girişimlerin de hız kazandığını ortaya koyuyor. KKTC olarak yatırımcılara kapımız her zaman açık; bürokratik engeller olmadan, özellikle genç nüfusun istihdamını artıracak yatırımları desteklemeye devam ediyoruz.”
OTURUMLAR
“SEYAHAT NEDENİ, DESTİNASYONUN ÖNÜNE GEÇTİ; BUNA GÖRE KONUMLANMALIYIZ”
Açılış konuşmalarının ardından TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Liderler Yuvarlak Masası: Büyüme, Dayanıklılık ve Gelecek” panelinde konuşmacılar, ülkelerin sektördeki konumlanmasını ve gelecek perspektifini masaya yatırdı.
İtalyan Ulusal Turizm Ofisi Başkanı Alessandra Priante:
“Kaç kişinin seyahat ettiğine odaklanmak yerine, insanların neden seyahat ettiğine odaklanmamız gerekiyor. Artık seyahat nedeni, seyahat destinasyonunun önüne geçiyor. Turistlere sunduklarımız arasında gastronomi, kültür, deneyim, özgünlük ve kişiselleştirilmiş unsurlar yer almalı. Seyahat eden kişi, sadece ‘bana özel’ hissini yaşamak istiyor.”
Uluslararası Turizm Danışmanı Maribel Rodriguez:
“Hacimden değere bir geçiş yapmamız gerekiyor ve destinasyonlar artık çok daha önemli. Yatırım yalnızca cazibe alanlarında değil, altyapı alanlarında da olmalı. Hacimden değere geçişin etkilerini ölçebilmemiz gerekiyor. Özellikle Türkiye, İtalya ve İspanya gibi destinasyonların DNA’sını yitirmemesi gerek.”
TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven:
“Turizmde rakamlar önemli. Ancak konuk memnuniyeti en az onlar kadar kritik; çünkü nihayetinde yaptığımız iş insanları mutlu etmek. Bir destinasyonun gelecekte de konuk beklentilerini karşılayabilmesi, yalnızca sayılarla değil, yaratılan deneyimle mümkün.”
ŞANT MANUKYAN: “YIL SONU ENFLASYON ÖNGÖRÜMÜZ YÜZDE 25 SEVİYESİ”
İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Şant Manukyan, “Küresel Piyasalarda Güncel Gelişmeler” başlıklı günün ilk ana tema konuşmasında, küresel piyasalar ve kur beklentisine ilişkin öngörülerini paylaştı:
“Küresel piyasalar; Fed’in para politikalarındaki değişim ve ABD ile Çin arasındaki teknolojik egemenlik mücadelesiyle yeniden şekilleniyor. 2026 yılına ilişkin beklentilerimiz; kurun 50,5, enflasyonun ise yüzde 25 seviyelerinde dengelenmesi yönündedir. Trump’ın siyasi etkisi piyasalarda zaman zaman şok etkisi yaratsa da yeni Fed başkanının stratejik yol haritası netleşmiş durumdadır. 2026 projeksiyonlarında dağınık bir resim görülse de temel beklenti; enflasyonun düştüğü, büyümenin arttığı ve yapay zekâ kaynaklı bir verimlilik sıçramasının yaşandığı bir ekonomidir. Özellikle konut ve kira fiyatlarındaki geri çekilmeyle birlikte hizmet enflasyonunun da hızla yavaşlamasını bekliyoruz.
Varlık sınıflarına baktığımızda ise değerli metallerdeki geleneksel ‘reel faiz’ korelasyonunun 2022 itibarıyla koptuğunu görüyoruz. Özellikle Rusya’nın rezervlerine el konulmasıyla başlayan bu süreçte Çin’de de yatırımcı rezerv güvenliği gerekçesiyle altına yöneldi. Dolayısıyla altın fiyatlarında 5500 seviyesinin üzerini görmemiz oldukça muhtemeldir. Ancak bir likidite krizi patlak verene kadar bu seyir devam edecek; kriz anında ise borçların dolar cinsinden olması nedeniyle yeniden dolar ve Amerikan tahvilleri ön plana çıkacaktır.”
“TÜRKİYE’DE YATIRIM FIRSATLARI VAR, YENİ OTELLER GELECEK”
Servotel Kurucu & Başkanı Ömer İsvan moderatörlüğünde düzenlenen “Anı Yakalamak: Dönüşen Konaklama Ekosisteminde İnovasyon ve Fırsatlar” oturumunda, bölgesel gelişmeler ve yeni trendler ele alındı.
Hilton Worldwide Avrupa Kıtası Operasyonlarından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı David Kelly: “Türkiye pazarında markalaşmamış bir envanter bulunuyor ve bu bizim için büyük bir fırsat. Türkiye’de markalaşmış envanter oranı yüzde 11 seviyesinde. Ancak 2025’e baktığımızda, yaptığımız anlaşmaların yüzde 40’ının eski otellerin dönüştürülmesine yönelik projeler olduğunu görüyoruz. Yatırım açısından burada önemli fırsatlar var. Hâlihazırda 137 otelimiz bulunuyor ve yeni oteller gelecek.”
Radisson Hotel Group Afrika ve Türkiye Geliştirme Direktörü Ramsay Rankoussi:
“Genç nesille ilgili olarak gördüğümüz tablo şu: Maliyete bakıyorlar, lokasyona bakıyorlar. Ayrıca çevrim içi sosyal medya reklamları oldukça etkili. Türkiye, sosyal medya turizmi üzerine ciddi harcamalar yaptı. Sosyal medya üzerinden çok sayıda promosyon ve tanıtım gerçekleştirildi; bu da pazarlama harcamalarındaki payın artmasına neden oldu.”
Wyndham Hotels & Resorts EMEA Başkanı Dimitris Manikis:
“36 yıldır bu işin içindeyim. Eskiden konaklama sektöründe yönetici olmak için İsviçreli, Avusturyalı ya da Alman olmanız gerekiyordu. Bugün ise genel müdürlerin yüzde 50’si Türk, Asyalı veya Hintli. Artık bu kadar Alman, İsviçreli ya da Fransız yönetici yok; çünkü dünya değişiyor. Yetenek profili değişti ve bu değişim otelciliği de değiştirdi.”
Accor Orta Doğu, Afrika & Türkiye Bölge Başkanı Raki Phillips:
“Doğru yeteneği işe aldığınızda başarıya ulaşırsınız. Öncelikle ‘Müşteri neyi arıyor?’ sorusuna yanıt vermek gerekir. Ekip içi ve ekipler arası iş birliği ile yürütülen kampanyaların başarısı büyük önem taşıyor. Sağlam bir sistemimiz var; bu sistem sayesinde başarımızı net biçimde ölçüyor ve yaptığımız çalışmaları düzenli olarak raporluyoruz. İlerlemeyi çok iyi takip ediyor, bu ölçümlerle deneyimlerimizi rakamlarla bütünleştirebiliyoruz.”
AOIFE ROCHE: “TÜRKİYE İÇİN LÜKS SEGMENT VE AVRUPA PAZARI UMUT VERİYOR”
Dünyanın önde gelen otel veri ve analiz şirketi STR’ın EMEA Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aoife Roche, “Konaklama Sektörü Görünümü” başlıklı sunumunda, turizm piyasalarına ilişkin şunları paylaştı:
“2025 yılı, küresel ekonomideki belirsizlikler nedeniyle otelcilik sektörü için zorlu geçse de 2019’dan bu yana dünya genelinde talebin yüzde 9 arttığını görüyoruz. Bu süreçte Orta Doğu ve Afrika, yüzde 13’lük büyüme ile öne çıktı. Amerika Birleşik Devletleri ise talepte negatif eğilim gösteren tek bölge oldu. Buna karşın 9,7 milyon Amerikalı turistin diğer bölgelere yönelmesi, Avrupa’daki talebi yüzde 2 oranında destekledi.
Türkiye özelinde veriler, iki farklı pazarın hikâyesini ön plana çıkarıyor. İstanbul’da fiyat baskıları nedeniyle yüzde 4’lük bir daralma yaşanırken, Türk Rivierası lüks segmentin etkisiyle yüzde 3 büyüme kaydetti. Türkiye’de bir fiyat direnciyle karşı karşıyayız. Uçak maliyetlerinden yeme-içmeye kadar yükselen toplam seyahat maliyeti talebi zorluyor. Ancak lüks ve üst segment gezginlerin harcamaya devam etmesi sayesinde Bodrum gibi pazarlarda yüzde 11’lik artışlar görüyoruz.
2026 yılı için tablo ise oldukça umut verici. Avrupa’da düşen faiz oranları ve artan tüketici güveniyle birlikte, Türkiye’nin en değerli kaynak pazarları olan Almanya ve Birleşik Krallık’tan gelen uluslararası seyahat talebinin yüzde 8,6 artacağını öngörüyoruz. Türkiye için asıl mesele, fiyat duyarlılığını doğru yöneterek mevsimi uzatmak ve Ocak 2022’den bu yana yakalanan tam toparlanma ivmesini sürdürülebilir kılmaktır.”
“KONAKLAMA YATIRIMLARINDA YENİ DÖNEM: DEĞER, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE DENEYİM”
McKinsey Yardımcı Ortağı Dariha Choundhry’ın moderatörlüğünü üstlendiği “Konaklama Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor?” oturumunda, yatırımcıların konaklama sektöründe yatırım yaparken nelere dikkat ettikleri ele alındı.
Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe:
“Akfen GYO olarak Türkiye’nin en büyük turizm yatırımcılarından biriyiz. Türkiye; iklimi, sağlık altyapısı, sağlık ve spor turizmi olanakları, doğal güzellikleri ve güçlü hava yolu bağlantılarıyla 12 ay turizme uygun bir ülke. Artık turizmde kısa vadeli, mevsimsel talepler yerine uzun vadeli ve sürdürülebilir gelir odaklı bir yaklaşım benimsemeliyiz.”
BLG Capital CFO’su Murat Erdoğan:
“Amerika, Avrupa ve Türkiye’de yatırımlarımız var. Gayrimenkul yatırım fonu olarak otelcilik sektörüne de odaklanıyoruz. Bizim için en önemli kriter lokasyon. Renovasyonla dönüştürülebilecek ya da enflasyona karşı değerini koruyan varlıklar önceliğimiz.”
Neo Asset Management Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Bekir Yener Yıldırım:
“100’den fazla yatırım fonuna yatırım yapıyoruz ve yaklaşık 3 milyar dolarlık bir portföyü yönetiyoruz. Yatırımlarımızın yüzde 95’i Türkiye’de, yüzde 5’i ise yurt dışında. Otelcilik ise stratejik olarak odaklandığımız en önemli sektörlerden biri.”
Doğuş Holding COO’su Akın Tavuz:
“Konaklama sektörü, Doğuş Holding’in yatırım yaptığı temel alanlardan biri. Aynı zamanda 200’ün üzerinde restoranımız ve benzeri işletmelerimiz bulunuyor. Getiri önemli ama sürdürülebilirlik artık daha belirleyici. Yatırımcılar yalnızca tek bir varlığa değil, destinasyona bakıyor. Çıkış stratejisi, finansmana erişim ve pazarın bütünsel yapısı yatırım kararlarını etkiliyor.”
CERTARES Genel Müdürü Amin İsmail:
“Otel yatırımlarında yalnızca binaya değil, destinasyonu canlandırma potansiyeline, sunulan deneyimlere ve tamamlayıcı hizmetlere bakıyoruz. Türkiye’de yerel ve uluslararası turizmin güçlü bir dengede buluştuğunu görüyoruz. Türkiye’deki varlıklarımız, kurulan iş birlikleri sayesinde Avrupa’daki muadillerine kıyasla oldukça başarılı bir performans sergiliyor.”
McKinsey Yardımcı Ortağı Dariha Choundhry:
“Wellness, otelcilik sektöründe pek çok dinamiği dönüştüren bir süreç oldu. Wellness artık geçici bir trend değil, kalıcı bir yatırım segmenti. Yatırım kararlarında sadece lokasyon değil, varlığın sunduğu nitelikler ve deneyimler de belirleyici hale geldi.”
ANDREA GRISDALE: “TURİZMDE LÜKS ANLAYIŞI DEĞİŞİYOR; EN BÜYÜK YATIRIM İNSAN”
IC Bellagio Kurucu & CEO’su ve WTTC KOBİ’lerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Andrea Grisdale, “Yerel İş Ortaklarını Premium Bir Turizm Ağına Dönüştürmek” başlıklı sunumunda, turizmde gerçek lüksün dev bütçelerden ziyade çalışanlar arasındaki bilgi akışı ve kişiselleştirilmiş hizmetten geçtiğine dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“Bir seyahatin değerini belirleyen şey, fiziksel imkânlardan ziyade misafirin beklentilerinin henüz dile getirmeden karşılanmasıdır. Üç ay önce bir çift Roma’ya seyahat ediyordu. Beyefendi uzun boylu olduğu için araçta ön koltukta oturmak istedi. Floransa’ya vardıklarında yeni şoför onları karşıladı ve ‘Ön koltukta daha rahat ettiğinizi öğrendim, bu koltuğu boyunuza göre ayarladım’ dedi. Misafirin cevabı ‘Asıl lüks bu’ oldu. Bu seyahat o çifte 48 bin avroya mal olmuştu; ancak biz hiçbir maliyeti olmayan, sadece iki şoför arasında kurulan bir iletişimle fark yarattık.
İnsanlarımız en büyük varlığımız. Bilanço kalemlerine değil, çalışanlarınıza yatırım yapın; çünkü onlar bizim geleceğimizdir. Benim şirketimde sorun yok, zorluk var. Her yıl ekibimizle bir araya gelip yılı değerlendirirken yalnızca bilgi paylaşmıyor, aynı zamanda güven inşa ediyoruz. Çünkü sahada konuklarımıza o kritik ‘evet’ cevabını verecek olan, yatırım yaptığımız personelin kendisidir.
İnsanlar evlerindeki konforu bulmak için başka bir ülkeye gitmez. 24 saatliğine bile gelse konuklarımızın çoğu, İtalyan yaşam biçimini deneyimlemek ve İtalyan gibi hissetmek ister. Mutlu yerel insan yoksa, mutlu gezgin de olmaz. Bizim işimiz yalnızca bir seyahat organize etmek değil; yerel halk ile gezgin arasında mutlu bir köprü kurmaktır. Yereldeki çalışanlar, işimizin en güçlü yapı taşlarıdır.”
“TÜRK MARKALARININ EN BÜYÜK GÜCÜ, BULUNDUKLARI COĞRAFYADAN KAYNAKLANIYOR”
Paloma Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Ece Tonbul moderatörlüğünde düzenlenen “Türkiye’nin Yerli Otel Markaları: Trendler, Zorluklar ve Fırsatlar” panelinde, yerli otellerin sektördeki konumlanması, markalaşma evreleri ve operasyonel süreçlerin detayları ele alındı.
Paloma Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Ece Tonbul:
“Yerli markalar noktasında geldiğimiz boyut itibarıyla bundan sonra Türkiye’nin turizm serüveninde, içeride ve dışarıda göstereceği performansta kendi markalarımız, bundan önce olduğundan çok daha önemli olacak.”.
Elite World Hotels CEO’su Orkun Petekçi:
“Türkiye, dünya turizminde çok önemli bir destinasyon. Marmara, Akdeniz, Karadeniz fark etmeksizin birçok bölgede birçok otel yaptık, birçok insanı ağırladık. Buradaki dönüşümle Türk otellerinin de kendi markalarını oluşturması süreci başladı. Türk markalarının en büyük gücü, bulundukları coğrafyadan kaynaklanıyor. Çünkü bulunduğumuz coğrafya sayesinde değişikliklere çok alışığız ve açığız.”
Net Holding (Merit Hotels) Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve Genel Koordinatörü Hande Tibuk:
“Türk milleti olarak çok kriz yaşadığımız için, 25 yılda sürekli kriz yaşamaya da alışık bir sektörüz. Kriz yaşadıkça da direncimiz artıyor, reflekslerimiz daha iyi oluyor, çok çabuk cevap veriyor ve uyum sağlıyoruz. Biz marka olarak uluslararası turnuvalarla izolasyon altındaki Kıbrıs’ı tanıttık ve dünyanın her yerinden oyuncu getirmeyi başardık. Yaptığımız çalışmalar sayesinde eskiden yüzde 5–10 oranında olan Türk olmayan misafir profili, şu anda yüzde 30–35’e çıktı.”
Divan Grubu Genel Müdürü Alper Önder:
“Türkiye’de şu anda turizm işletme belgeli toplam yatak kapasitesinin yaklaşık yüzde 85’i küçük ve yerel markalardan oluşuyor. Buna bir de belediye işletme belgeleri eklersek, yerel markaların oranı yüzde 90’lara çıkıyor. Yatak kapasitesi olarak çok önemli bir adetten bahsediyoruz. Yerel markalar, önümüzdeki dönemlere baktığımız zaman, dünyadaki gelişmelerle de kıyaslandığında avantajlı bir noktaya geliyor.”
“KARMA KULLANIM PROJELERİ: OTELLERİN ÖTESİNDE YENİ BİR GAYRİMENKUL ÇAĞI”
Turizm ve gayrimenkul dünyasının önde gelen isimleri, “Otellerin Ötesinde: Karma Kullanım Projeleri” panelinde bir araya gelerek sektörün geleceğini masaya yatırdı.
Alkaş & Han Spaces Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş:
“Bugünün temel sorusu, konaklama sektörünün yalnızca yatak sayıları üzerinden mi yoksa doğru tasarlanmış deneyim senaryolarıyla mı büyüyeceğidir. Gerçek başarıyı artık rakamların ötesinde, projelerin kentle ve ziyaretçiyle kurduğu bağlar ile bodrum katlardan en üst katlara kadar her metrekarede yarattığı katma değer belirleyecektir.”
Hilton Markalı Konut Geliştirme Genel Müdürü Feras Hasbini:
“Markalı konutlarda dünyanın başkenti Dubai olurken, Türkiye tamamlanmış ve devam eden yaklaşık 50 projesiyle dünya genelinde 7’nci sırada yer alıyor. Türkiye, özellikle İstanbul odaklı bir büyüme sergiliyor. Bu modelin yükselişindeki en önemli etken, inşaatın erken safhasında sağladığı nakit akışı ve sunduğu esnek finansman çözümleridir. Ancak markalı konut, binanın üzerine yapıştırılan bir etiket değildir; arkasında güçlü bir operasyonel yapı ve yüksek kalite standardı bulunur.”
Emaar CFO’su Alev Şeren:
“Karma kullanım projeleri; tasarım karmaşıklığı ve çoklu operatör yapısı nedeniyle, tekil projelere kıyasla yatırım sürecinde zaman sapmalarına daha açıktır. Ancak sunduğu gelir çeşitlendirmesi bu riski büyük ölçüde dengeler. Gelecek vizyonumuzda ise yapay zekâ destekli, kendi kendine öğrenen ve arızaları öngörebilen sistemlerle donatılmış akıllı şehir konseptleri yer alıyor. Wellness ve sağlık gibi yeni fonksiyonları da ekleyerek, sürdürülebilir faaliyet kârı ve kusursuz bir komünite deneyimi hedefliyoruz.”
Esas GYO COO’su Nevzat Yavan:
“Gayrimenkulde başarı, finansal fizibiliteden önce insan fizibilitesini doğru okumaktan geçiyor. Türkiye’de 6 milyon kişinin tek başına yaşaması, mikro aile oranının yüzde 40’a ulaşması ve 15 milyonu aşan emekli nüfusu, karma kullanım projelerini yeniden düşünmemizi zorunlu kılıyor. Gayrimenkulden deneyime geçmekte zorlanıyoruz. Artık otel odalarını yalnızca konaklama alanı olarak değil; ofis, tarım, sürdürülebilirlik ve mikro veri merkezi gibi fonksiyonların iç içe geçtiği çok amaçlı yapılar olarak tasarlamalıyız.”
Palladium Hotels Group Geliştirme Direktörü Carlos Ortega:
“Varlık yönetiminde temel hedefimiz, binanın her bir metrekaresinden maksimum gelir yaratacak yaşam tarzı konseptleri geliştirmektir. Türkiye açısından kritik eşik, pazarın bu projeleri nasıl algılayacağıdır. Sadece otel misafirine değil, yerel halka ve çevredeki otellerde konaklayanlara da hitap eden gastronomi, eğlence ve wellness alanları tasarlıyoruz.”
IC GYO Genel Müdürü Sertaç Karaağaoğlu:
“Türkiye turizmi açısından en önemli kırılma noktalarından biri, servisli daire (serviced apartment) ve markalı konut modeline yönelik talebin hızla artmasıdır. Ancak küresel oyuncularla rekabet edebilmek için güçlü yerli markalara ihtiyacımız var. Turizm imarlı alanlarda markalı rezidans modelini doğru kurgulayarak finansman sorununu avantaja çevirebiliriz.”
“YAPAY ZEKÂYI KUCAKLAMAYAN GERİDE KALACAK”
Ussal Consultancy Kurucu Ortağı Ussal Şahbaz’ın moderatörlüğünü yaptığı “Konaklamada Yapay Zekâ: Devrim mi, Balon mu?” oturumunda, konaklama sektöründe yapay zekâ ve dijitalleşmenin sektöre sunduğu dönüşüm fırsatları ele alındı.
Ussal Consultancy Kurucu Ortağı Ussal Şahbaz:
“Türkiye’de bir danışmanlık şirketi yürütüyorum; Apple, Netflix ve Twitter gibi teknoloji şirketlerine hizmet veriyoruz. Yapay zekâda bir balon etkisi olduğu kesin ama asıl mesele, bunun bir balon mu yoksa devrim mi olduğunu ayırt edebilmek.”
Delaight Kurucu & CEO’su Miguel Flecha:
“Yapay zekâ bir balon değil, sadece çok gürültülü bir alan. İnternet de zamanında balon gibi görülüyordu ama bugün temel bir altyapı. Asıl risk, gürültüyü takip edip asıl fırsatı kaçırmak. Yapay zekâ iş yapış şeklimizi kökten değiştirecek. Bir sonraki Nokia ya da BlackBerry olmak istemiyorsanız, yapay zekâyı kucaklayın. Nerede ve neden kullanmanız gerektiğini belirleyin, işinizden.”
Pricing Coach Kurucu Ortağı Cavit Colak:
“Oteller için geliştirdiğimiz fiyatlandırma sistemiyle online gelirleri ortalama yüzde 15 artırdık; bugün 600 otelle çalışıyoruz, bunların yüzde 85’i Türkiye’de, yüzde 15’i de yurt dışında. Yapay zekâda asıl sorun veri değil, süreçler. Oteller hâlâ eski iş akışlarıyla çalışıyor. Oysa yapay zekâ gerçek zamanlı karar verebilen bir yapı sunuyor. Haftalık karar döngüleriyle bu potansiyeli kullanmak mümkün değil.”
LotusAI Kurucu & CEO’su Didem Ün Ateş:
“Yapay zekâ artık hayatımızın bir parçası; önemli olan onu nasıl kullandığımız. Turizm sektörü, yapay zekâyı benimseme konusunda birçok sektörün gerisinde. Oysa elinde kullanılmayı bekleyen çok büyük bir veri hazinesi var. Bu, sektör ve şirketler için kaçırılmaması gereken bir fırsat.”
“TURİZMDE ÇÖZÜM YASAKLAR DEĞİL, AKILLI YÖNETİM”
Room Mate Group Başkan & Kurucusu Kike Sarasola, ilk günün son ana tema konuşmasında, otel liderliğinin geleceğine ilişkin şunları söyledi:
“Turizmde asıl sorun talep değil, liderlik ve yönetim eksikliğidir. Aşırı turizm bir zaman bombasıdır; doğru yönetilmezse elimizde patlayacaktır. Şehirler, altyapı ve yerel halk bu yoğunluğa hazır olmadığında turizm fobisi kaçınılmaz hale gelir. Dolayısıyla çözüm yasaklarda değil, turist akışlarını akıllıca yönetmektedir. Çünkü turizm refah yaratır; suçlanacak bir sektör değildir.
Geleceğin konaklama anlayışı yalnızca teknolojiye değil, insan dokunuşuna da dayanmalıdır. Yapay zekâ süreçleri kolaylaştırır ama misafiri mutlu eden insandır. Yüksek teknoloji ile insan temasının birlikte var olduğu bir gelecekten söz ediyoruz. Misafiri bir ekranla değil, bir sesle, bir ‘merhaba’yla karşılamak istiyorum. Renkleri, duyguyu ve eğlenceyi unutmayan; insanı merkeze alan markalar ayakta kalacaktır. Liderlik, kamuda da özel sektörde de en değerli sermayedir.”
Bunun yanında, her neslin farklı beklentileri var; liderlik bu farklılıkları anlayabilmeli ve herkese değerli hissettiren deneyimler sunabilmelidir. Konaklama konseptleri değişmeli, kopyalamak yerine kimlik ve ruh yaratılmalıdır.”
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BİR TERCİH DEĞİL, AKILLI BİR İŞ MODELİDİR”
“Sürdürülebilir Turizm” başlıklı günün son panelinde konuşmacılar, sürdürülebilirliğin yalnızca “yeşil bir slogan” olmadığını vurguladı.
KPMG Türkiye Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Başkanı Sertuğ Özkan:
“Bugün turizm sektörü ciddi bir dönüşüm baskısı altında. Regülasyonlar, finansal sistem beklentileri ve değişen tüketici davranışları bu baskının temel unsurları. Türkiye’ye gelen ziyaretçiler artık çok daha seçici. İyi hizmet tek başına yeterli değil; konaklanan otelin enerjiyi nasıl ürettiği, atığını nasıl yönettiği gibi kriterler yeni nesil turistler için belirleyici hale geliyor. İklim odaklı turizm, yerel ekosistemlerle uyumlu turizm ve işin sosyal boyutu olmak üzere üç ana trendden söz edebiliriz. Yerel halkla ilişkiler, çalışan hakları, kapsayıcılık ve kültürel mirasın korunması bu çerçevenin en kritik başlıklarıdır.”
Diversey Başkan Yardımcısı Alp Aksoy:
“Sürdürülebilirliği yalnızca iklim perspektifinden ele alırsak, operasyonel gerçekleri gözden kaçırırız. Sektör, COVID travmasını çok hızlı unuttu. WTTC bugün yeni bir pandemi riskinden söz ediyor. Konaklama endüstrisi son 20 yılda yalnızca COVID döneminde daraldı ve bu hepimiz için ciddi bir travmaydı. Ancak bugün birçok otel, olası bir pandemi durumunda ne yapacağını, dezenfektan stoklarını veya tedarik zincirini hatırlamıyor. Operasyonel hafızayı korumak da sürdürülebilirliğin ayrılmaz bir parçasıdır.”
Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Başkan Yardımcısı Melih Şimşek:
“Sürdürülebilirliğin ilk ve en temel unsuru yapı güvenliğidir. 2025 yılında turistlerin yüzde 75’i konakladığı otellerde yeşil etiket aradı. Çünkü misafirler, vicdanen kaldıkları tesisin karbon ayak izini azaltmasını bekliyor. Türkiye olarak inşaat gücümüzü modüler yapılarla birleştirirsek, sürdürülebilir turizmi bir iyilik hareketi olarak dünyaya ihraç edebiliriz. Unutulmamalıdır ki sektörün hammaddesi doğadır; hammaddenizi yok ederek turizm yapamazsınız.”
UN Global Compact Network Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele:
“Global Compact olarak dünyada 20 binden fazla şirketi bir araya getiriyoruz. Sürdürülebilirlik, üç yıl uygulanıp ardından bir vakfa devredilecek bir sosyal sorumluluk projesi değildir. Asıl hedefimiz, sürdürülebilirliği bir ürüne dönüştüren, gelir yaratan ve bu modeli ihraç edebilen ölçeklenebilir yapılar kurmaktır. Veri toplamak bu sürecin temelidir. Taahhütlerinizi kamuoyuna şeffaf biçimde paylaştığınızda gerçek dönüşüm başlar. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için bu akıllı kararları bugün almak zorundayız.”
Verimli ve yoğun bir güne sahne olan TIF 2026’nın ilk günü “Türk Mutfağında Bir Yolculuk” isimli hoş geldin resepsiyonuyla tamamlandı.
