UÇAK YER HASARLARININ ÖNLENMESİNDE YENİ YAKLAŞIM: RİSK TEMELLİ SMS MODELİ
Yer hizmetleri operasyonlarında uçak yer hasarlarının artık “izole bir olay” olarak değil, yönetilmeyen risklerin bir sonucu olarak değerlendirildiği vurgulanıyor.
Havacılık emniyetinin temel referanslarından biri olan Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) Doc 9859’a göre, kazalar tesadüfi değil; zayıf risk kontrollerinin ve görünmeyen tehditlerin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. ⚠️
Benzer şekilde Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) AHM 610 standartları da, uçak yer hasarlarının önlenmesinde risk temelli ve yapılandırılmış bir Emniyet Yönetim Sistemi (SMS) yaklaşımını zorunlu görüyor.
🔍 Bu modern yaklaşımın temel yapı taşları şöyle sıralanıyor:
• Proaktif tehlike tanımlama
• Sistematik risk analizi ve değerlendirmesi
• Önleyici ve kurtarıcı emniyet bariyerlerinin oluşturulması
• Emniyet performans göstergeleri (SPI) ile sürekli izleme
• Adil Kültür (Just Culture) temelli gönüllü raporlama sistemi 📊

🧩 Uzmanlar, özellikle Bow-Tie risk modeli sayesinde; uçak yer hasarının “ana olay” olarak tanımlanabildiğini, buna yol açan tehditlerin (yoğun apron trafiği, ekipman yakınlığı, insan faktörleri, zaman baskısı) net şekilde analiz edilebildiğini belirtiyor.
🧠 Bu noktada en kritik unsur ise “emniyet kültürü” olarak öne çıkıyor. Çünkü:
• Raporlama yoksa risk görünmüyor
• Veri yoksa emniyet ölçülemiyor
• Ölçüm yoksa önleme mümkün olmuyor
✈️ Havacılık otoritelerine göre yer hizmetlerinde raporlama, bir zayıflık değil; aksine güçlü bir emniyet sisteminin en önemli göstergesi olarak kabul ediliyor.
📌 Sonuç olarak sektör, reaktif kaza inceleme yaklaşımından uzaklaşarak, proaktif risk yönetimi ve liderlik odaklı emniyet yönetimi modeline doğru kritik bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşüm, yerde başlayan emniyetin gökyüzündeki güvenli uçuşun teminatı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. 🛡️🌍
