Türkiye lojistik sektöründe hangi sistemsel tıkanıklıklar yaşanmaktadır?
Türkiye lojistik sektöründe yaşanan sistemsel tıkanıklıklar, fiziksel altyapının gücüne rağmen operasyonel süreçlerin yavaşlığı ve dijitalleşme eksikliği etrafında toplanmaktadır. Kaynaklara göre, Türkiye’nin transit ticaret potansiyelini kısıtlayan temel tıkanıklıklar şunlardır:
1. Dijital Yetersizlik ve Altyapı Kırılganlığı
Türkiye’nin fiziksel lojistik gücü yüksek olsa da, zayıf ve kesintili dijital altyapı gümrük kapılarında kilitlenmelere yol açmaktadır. Örneğin, NCTS FAZ-5 gibi sistemlerde yaşanan krizler gümrük akışını durdurabilmektedir. Ayrıca, havayolları ile geçici depolama yerleri arasında tam veri uyumlu bir dijital entegrasyonun bulunmaması, yüklerin sisteme işlenmesini yavaşlatmakta ve konşimentoların uçtan uca takibini engellemektedir.
2. “Kum Saati” Etkisi: Bürokrasi ve Aşırı Kontrol
Sektördeki en büyük tıkanıklıklardan biri, hız yerine aşırı kontrol odaklı bürokratik bakış açısıdır.
- Fiziki Kontrol Yoğunluğu: Transit gönderilerde devam eden fiziki tespit uygulamaları, operasyonların mesaiye kalmasına ve ciddi zaman kayıplarına neden olmaktadır.
- Kırmızı Hat Riski: Gümrük muayene sürelerindeki belirsizlik ve yüksek “kırmızı hat” (fiziki muayene) riski, küresel devlerin Türkiye yerine Dubai veya Avrupa’daki merkezleri tercih etmesine yol açmaktadır.
- Belge Yükü: Beyanname evraklarının tam dijitalleşmemesi ve manuel süreçlerin yoğunluğu, rakiplere oranla çok daha yüksek bir belge yükü yaratmaktadır.
3. Kronik Rota Tıkanıklıkları ve Bekleme Süreleri
Fiziksel darboğazlar belirli gümrük kapılarında kronikleşmiş durumdadır:
- Kapıkule: 90 saate varan sınır nöbetleri yaşanmaktadır.
- Sarp Sınır Kapısı: 25 kilometreyi bulan TIR kuyrukları oluşmaktadır.
- Mersin Limanı: Gemiler için 15 güne varan bekleme süreleri mevcuttur.
4. Operasyonel ve Teknik Aksaklıklar
Geçici depolama yerlerinde ve iç gümrüklerde yaşanan teknik eksiklikler süreci zorlaştırmaktadır:
- X-Ray Yetersizliği: Farklı boyutlarda X-Ray cihazlarının olmaması, standart dışı yüklerin gereksiz yere açılmasına ve maliyetlerin artmasına neden olmaktadır.
- Kilo Uyumsuzlukları: Konşimento kilosu ile ambar kilosu arasındaki küçük farkların tolere edilmemesi, ek beyanname ve uzun yazışma süreçlerini tetiklemektedir.
- MSDS/DGR Belgeleri: Yurt dışı kaynaklı tehlikeli madde formlarının (MSDS/DGR) kabul edilmemesi ilave ücret ve prosedürlere yol açmaktadır.
5. Caydırıcı Yaptırım Baskısı ve Vize Engeli
- Yüksek Riskli İşleyiş: Çok küçük evrak hatalarının dahi ağır ceza soruşturmalarına dönüşmesi, uluslararası firmalar için öngörülemez bir ortam yaratarak Türkiye üzerinden operasyon kurma isteğini zayıflatmaktadır.
- Vize Sorunu: AB vize ambargosu nedeniyle “yük var ama şoför yok” durumu yaşanmakta, bu da pazarın yabancı taşımacılara kaymasına neden olmaktadır.
Özetle, Türkiye lojistik sektörü dünya standartlarında bir filoya ve konuma sahip olsa da, gümrüklerdeki yoğun kontroller ve manuel süreçler akışı kesen bir “Kum Saati” etkisi yaratmaktadır. Bu durum, zamanı sermaye olarak gören Apple veya Samsung gibi teknoloji devleri için belirsizlik ve yüksek stok maliyeti anlamına gelmektedir.
Anlaşılması açısından bir benzetme yaparsak; Türkiye’nin lojistik sistemi, çok geniş şeritli ve lüks araçlarla dolu bir otobanın sonunda tek bir manuel gişeye sahip olması gibidir; araçlar ne kadar hızlı olursa olsun, geçişteki o dar boğaz tüm trafiği durdurmaktadır.
