Köşe Yazıları

Avrupa Pilotlarının Yorgunluk Durumu

✍ Eray Beceren 📅 26 Eki 2026 ⏱ 4 dk okuma

Havacılıkta uçuş emniyetini en üst düzeyde tutmak, yalnızca gelişmiş teknoloji ve katı kurallarla değil, kokpitteki insan unsurunun zihinsel ve fiziksel zindeliğiyle mümkündür. Ancak European Cockpit Association (ECA) tarafından 26 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan ve Baines Simmons havacılık danışmanlık firması tarafından hazırlanan “A fatigue survey of European Pilots – 2026” başlıklı rapor, pilot yorgunluğunun Avrupa semalarında halen ciddi bir risk oluşturduğunu göstermektedir. 2023 yılındaki ilk çalışmanın devamı niteliğindeki bu araştırma, 4 Ağustos – 7 Eylül 2026 tarihleri arasındaki yoğun yaz dönemini kapsamakta ve Avrupa genelinde 7.200 pilotun katılımıyla elde edilen verileri sunmaktadır.

Sayılarla Yorgunluk ve Kokpitteki Riskler

Araştırmanın ortaya koyduğu istatistikler, yorgunluk yönetiminde sistemsel iyileşmelerin henüz istenen seviyeye ulaşmadığını açıkça gözler önüne sermektedir. Katılımcı pilotların %76.8’i son dört hafta içinde görev esnasında en az bir kez mikro uyku (microsleep) yaşadığını bildirmiştir. Ayrıca pilotların %38.8’i birikmiş yorgunluğu önleyecek kadar yeterli dinlenme süresine sahip olmadığını ifade etmektedir.

Daha da kritik olan nokta ise raporlama mekanizmalarındaki aksaklıklardır. Yorgunluk nedeniyle uçuşa uygun olmadığını hisseden pilotların yalnızca %37.2’si resmi bildirimde bulunurken, %24.2’si rapor vermeyip uçuşa yorgun şekilde devam ettiğini doğrulamaktadır. Pilotların %38.2’si yönetimin cezalandırıcı bir tepki vermesinden korktuğunu, %46.9’u yönetimin olumsuz yaklaşacağından endişe ettiğini ve %44’ü ise dikkat çekmek istemediğini belirtmiştir. Bu durum, kokpitte “Psikolojik Güvenlik” ortamının sağlanamaması ve ceza korkusunun emniyet risklerinin gizlenmesine yol açtığını göstermektedir.

Kaptan Pilot Yetkisi ve Adil Kültür İhtiyacı

Olağanüstü durumlarda uçuş görev sürelerini uzatmaya imkan tanıyan Kaptan Pilot yetkisi (Commander’s Discretion – CD) kullanımı da raporda dikkat çeken bir diğer husustur. Pilotların %38.3’ü son dört haftada CD yetkisini en az bir kez kullanmıştır. Ancak görev süresini uzatmayı reddetmeleri durumunda olumsuz sonuçlarla karşılaşmaktan endişe duyanların oranı %69.1’e yükselmiştir. Düşük maliyetli ve wet-lease operasyonlarında bu endişeler daha yüksek seviyelerdedir. Ülke bazında İrlanda ve Malta son sıralarda yer alırken, Finlandiya ve Hollanda daha güçlü emniyet kültürüyle öne çıkmaktadır.

Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı’nın (EASA) yayımladığı “Article 89” raporu da uçuş ekibi yorgunluğunun, emniyet öncülü olayların (ECR) yaklaşık %60’ında mevcut en büyük risk faktörü olduğunu teyit etmektedir. Emniyet marjlarını korumak için CRM ve TEM ilkelerinin yanı sıra cezalandırıcı olmayan adil bir kültürün (Just Culture) işler kılınması şarttır.

Sonuç

Avrupa pilot araştırması, yorgunluk risklerinin sadece bireysel bir farkındalıkla değil, kurumlar ve düzenleyici otoriteler seviyesinde proaktif yaklaşımlarla çözülebileceğini hatırlatmaktadır. Havayollarının cezalandırıcı olmayan bir raporlama ortamı sunması ve emniyet kültürünü kararlılıkla benimsemesi, kokpitteki emniyet marjlarını sağlamlaştırmanın tek yoludur. Gökyüzünde emniyetli yarınlar inşa etmek, ancak riskleri gizlemeden ve hep birlikte sorumluluk alarak mümkündür.

Kaynakça

European Cockpit Association, & Baines Simmons. (2026). A fatigue survey of European Pilots – 2026. European Cockpit Association AISBL.

E
Eray Beceren
2010 yılından beri havacılık sektörüne eğiticinin eğitimi, CRM, Human Factors, non-technical skills vb. konularda eğitimler veriyor, yetenek yönetimi sistemi danışmanlığı yapıyorum. Aynı konularda akademik çalışmalar sürdürüyor ve yazılar yazıyorum. eray.beceren@gmail.com
📱 Tam Sürümü Görüntüle