Türkiye stratejik konumunu kullanarak küresel transit ticaret payını nasıl daha fazla artırabilir?
Türkiye, stratejik konumunu kullanarak küresel transit ticaret payını artırmak için coğrafi avantajını operasyonel verimlilik ve dijitalleşme ile birleştiren bütüncül bir modele geçmelidir. Kaynaklara göre bu hedefe ulaşmak için izlenmesi gereken temel stratejiler ve çözüm yolları şunlardır:
1. Stratejik Koridorların Etkin Kullanımı
Türkiye, dünya ekonomisinin yaklaşık yarısına (%50 GSYİH) 7 saatlik uçuş mesafesindedir ve bu devasa potansiyeli ekonomik değere dönüştürmek için kritik koridorlara odaklanmaktadır.
- Orta Koridor: Çin-Avrupa hattındaki yıllık 1 trilyon dolarlık ticaret hacminden pay almak için Kuzey Koridoru trafiğinin en az %30’unu kendi üzerine çekmeyi hedeflemelidir. Bu başlangıç senaryosu bile lojistik sektöründe 7,5 milyar dolarlık yeni bir pazar yaratma potansiyeline sahiptir.
- Kalkınma Yolu: Basra Körfezi’ni Avrupa’ya bağlayan bu hat, Süveyş’e kıyasla yaklaşık 10 gün, Ümit Burnu’na göre ise 20 gün zaman avantajı sağlamaktadır. Bu hattın başarısı, gümrük mevzuatlarının iyileştirilmesine ve dijitalleşmeye bağlıdır.
2. Operasyonel Darboğazların Giderilmesi ve Dijitalleşme
Fiziksel altyapı güçlü olsa da gümrüklerdeki yoğun fiziki kontroller ve manuel süreçler bir “kum saati” etkisi yaratarak akışı yavaşlatmaktadır.
- Dijital Dönüşüm: Kağıtsız gümrük süreçlerine geçilmeli, havayolları ve geçici depolama yerleri arasında tam veri uyumlu dijital entegrasyon kurulmalıdır.
- Fiziki Tespitten Dijital Tespite Geçiş: Transit gönderilerde zaman kaybına yol açan fiziki kontroller yerine, risk analizine dayalı sistem denetimleri ve X-Ray kapasitesinin artırılması gerekmektedir.
- LPI Puanının Artırılması: Lojistik Performans Endeksi’ndeki (LPI) her %1’lik artış, Türkiye’nin ihracatında 2 milyar dolarlık ek gelir ve %4 daha fazla doğrudan yabancı yatırım anlamına gelmektedir.
3. Model Değişimi: “Sadece Taşıyan” Değil “Yöneten” Olmak
Türkiye’nin mevcut lojistik geliri büyük ölçüde navlunla sınırlı kalmaktadır; oysa rakip ülkeler (Dubai, Hollanda, Singapur) malın faturalandığı, depolandığı ve işlendiği merkezler olarak çok daha yüksek katma değer sağlamaktadır.
- Gateway (Giriş Kapısı) Modeli: Hollanda örneğinde olduğu gibi, lojistiği küresel şirketleri çekmek için bir kaldıraç olarak kullanıp, mal üzerinde paketleme ve montaj gibi katma değerli lojistik (VAL) işlemleri yapılmalıdır.
- Re-export ve Ticaret Borsası: Türkiye, sadece bir transit geçiş noktası değil, küresel bir ‘Ticaret Borsası’ haline gelerek lojistik hizmetlerden 30 milyar dolar, re-export ticaretinden ise 45 milyar dolar olmak üzere yıllık toplam 75 milyar dolar ek gelir hedefleyebilir.
4. Mevzuat ve Bürokrasi Reformu
Rakiplerle kıyaslandığında Türkiye’deki bürokrasi ve belge yükü oldukça yüksektir.
- Tek Pencere Sistemi: Dubai ve Singapur örneklerinde olduğu gibi, tüm kurumların tek bir veri akışıyla çalıştığı hızlandırılmış gümrük işlemleri uygulanmalıdır.
- Mali Kolaylıklar: Hollanda’daki KDV erteleme veya mali temsilcilik gibi sistemler benimsenerek, yabancı şirketlerin Türkiye’de şirket kurmadan ticaret yapabilmesinin önü açılmalıdır.
- Yaptırım Riski: Küçük evrak hatalarının ağır cezalara dönüşmesi uluslararası firmaları caydırdığı için daha öngörülebilir bir denetim mekanizması kurulmalıdır.
Özetle Türkiye; gümrük hızını artırdığı, dijital altyapısını güçlendirdiği ve transit ticareti katma değerli hizmetlerle birleştirdiği takdirde, GSYH’sine %5,6’ya varan ilave büyüme katkısı sağlayabilir.

