İster pilot olsun, ister hostes, ister teknisyen, ister havacılıÄa meraklı içi kıpır kıpır bir genç. Apronun jet yakıtı kokulu havasını bir defa ciÄerlerine çektikten sonra, havacılıktan, uçaklardan ayrılması çok zordur. O zehir artık insanın damarına girmiÅ, beyninin ve kalbinin en derinliklerine nüksetmeye baÅlamıÅtır. Panzehrini bulup havacılıktan elini eteÄini çekip baÅka alanlara, baÅka dünyalara yönelmek ise artık çok zordur.
ÃoÄumuz uçaÄa ömrümüzde bir defa da olsa, binmiÅizdir. Ama niye tren veya otobüs deÄil de uçak, bu soruyu hiç kendimize sorduk mu? Muhtemelen hepimizin cevapları daha hızlı, daha konforlu ve daha güvenli Åeklinde olacaktır. Ama gelin bir de bu soruyu havacılara, uçaklarla ilgilenenlere, az da olsa bu iÅin içinde olanlara soralım. Yukarıda bahsettiÄimiz faktörleri tabii ki söyleyeceklerdir. Lakin bahsettiÄimiz kiÅiler için öncelik engellenemeyen uçma, gökyüzüyle buluÅma isteÄidir. Uçamasalar bile havacılıÄın içinde kalma, uçaklara yakın olma arzusu.
Hadi bu uçaklara yakın olma arzusunu biraz daha somut bir örnekle anlatalım. Herkesin bildiÄi gibi Atatürk Havalimanıânın 2 tane paralel 1 tanesi de baÄımsız olmak üzere toplamda 3 tane pisti bulunmaktadır. Fakat Åu an sadece 05-23 numaralı baÄımsız pisti aktif olarak kullanılabilmektedir. Bu havalimanının eski 35L pistinin tam karÅısında çok ünlü bir alıÅveriÅ merkezi bulunmaktadır. Bu alıÅveriÅ merkezini ünlü yapan ne çok büyük olması, ne de içinde dünyaca ünlü markaların olmasıdır. Burayı bu kadar ünlü yapan faktör tabii ki o meÅhur terasıdır. Bu terastaki her 10 kiÅiden 9una sorsak mutlaka havacılıÄın kıyısından köÅesinden bir tutmuÅluÄu vardır. Burası uçaklarla bütünleÅmek için en ideal yerlerin baÅında gelmektedir. Ãzellikle havalimanına Dünyaâda nadir bulunan uçaklar, dev Jumbo jetler geldiÄi zaman buradan uçakları seyretmeye doyum olmaz.
Normal yolcuyla havacılık sektöründe çalıÅan kiÅilerin uçaklara bakıŠaçısını karÅılaÅtıracak olursak, birbirinden farklı cevapların olacaÄı aÅikardır. Sektörün içinde olmayan sıradan bir yolcu pencereden dıÅarıya baktıÄında, uçaÄın kanadını muhtemelen 15-20 metrekare büyüklüÄünde bir metal yıÄını olarak görürken, az da olsa uçaklarla haÅır neÅir iseniz kanatlardaki muhteÅem mekanizmaya hayran kalmamanız mümkün deÄildir. Herkes için farklı bir hisse vardır uçaklarda, farklı anlamlar, farklı duygularâ¦
Åimdi de operasyonun içinde olmayan, koltuÄa sadece yolcu sıfatıyla oturan bir havacı gözünden bakalım olaylara. Mesela bir loadmaster, operasyona yolcu koltuÄundan baktıÄında, aklına muhtemelen en son yüklediÄi aÄır paletler veya karıÅık loadsheet ve trimsheet hesaplamaları gelir. Pilotun gözü ise iniÅ sırasında daima kanatlardadır. Sabırsızlıkla flapların açılmasını bekler, kendisinin kullandıÄını düÅünür uçaÄı. Bu sefer sadece bir yolcu olduÄunu kabullenmek istemez, kokpitte olmak ister daima. Teknisyenin ise tarif edilemeyen duygusal bir baÄı vardır uçaklarla arasında. Bir nevi hasta-doktor iliÅkisi gibi. En kötü zamanlarını da görür uçaÄın, metrelerce yüksekliÄe ÅahlandıÄı günleri deâ¦
HavacılıÄın içinde olmak, olaylara havacı gözüyle bakabilmek böyle bir Åey iÅte. Bu sektörde uzun yıllar çalıÅmıŠkiÅilerden en çok duyduÄumuz söz muhtemelen Åudur. âApronun tozunu yutan bir daha oradan ayrılamaz.â
Emrah İpek
