GÜNCEL SON HABERLER

Turkish Cargo’yu Lideri Turhan Özen’den Dinleyin


90
/ 100


Turkish Cargo’yu Lideri Turhan Özen’den Dinleyin

 

Merhaba Turhan Bey, kısaca sizi tanıyabilir miyiz? 

Van, Erciş doğumlu olmakla birlikte aslen İzmirliyim. Çocukluğumu, ailemin memur olması sebebiyle; Erzurum Aşkale’den Isparta’ya, Kıbrıs’tan Çorlu’ya kadar Anadolu’nun birçok yerinde geçirdim. İlk öğrenimimi tamamladıktan sonra, sınavları kazanarak Galatasaray Lisesi’nde yatılı okudum. Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’ne başladım. Üniversite hayatımın son yıllarında, güzel bir rastlantıyla Koç Grubu’na ait bir otomotiv firmasının “Yönetici Yetiştirme Havuzu” içerisinde satış uzmanı olarak çalışma imkânı buldum.

Koç Grubu’nda çalışırken, aynı zamanda Koç Üniversitesi’nde burslu olarak başladığım Executive MBA programını bir yıl içinde tamamlayarak Organizasyon Yönetim alanında doktora ile devam ettirmeye karar verdim. Ancak iş yoğunluğu sebebiyle tez aşamasındayken bırakmak durumunda kaldım. Koç Grubu’nda 1991 yılında başlayan kariyerim öncelikle otomotiv sektöründe kamyon, otobüs ve tır araçlarından oluşan ticari araçlar grubunda satış- pazarlama operasyonu ile lojistik ve tedarik zinciri şeklinde ilerledi. Burada yaklaşık olarak 15 yıl süren çalışma hayatımda müdürlük ve grup müdürlükleri görevlerinde bulundum.

2000 yılının başlarında, Koç Grubu ortaklığıyla Türkiye’ye ilk kez adım atan TNT Lojistik firmasında; önce üretim lojistiği ardından dağıtım operasyonları grup yöneticiliği ve operasyonlardan sorumlu genel müdür yardımcılığı görevleri olmak üzere ilk Türk yönetici olarak yer aldım. Böylelikle 2000’li yılların başında TNT Lojistik Türkiye operasyonlarını başlatmış olduk.

TNT lojistik, 2006-2007 yılları arasında Amerikalı bir firma ile birleşerek CEVA Lojistik haline geldi. Burada da ilk olarak operasyonlardan sorumlu genel müdür yardımcılığı, ardından satış ve iş geliştirmeden sorumlu genel müdür yardımcılığı görevlerinde bulundum. Bölgesel ve global rollere geçmemle birlikte bir dönem CEVA Lojistik’in Ortadoğu ve Afrika bölgesi satış ve iş geliştirmeden sorumlu başkan yardımcılığını, daha sonra ise global ilaç, sağlık ve farma başkanlığını yaptım. Çalışma arkadaşlarımla birlikte, dünyadaki tüm operasyonunu üstlendiğimiz Dubai merkezli CEVA Lojistik’te son olarak Afrika ve Ortadoğu Genel Müdürlüğü yaptım.

2016 yılının sonlarına doğru ise milli markamız Türk Hava Yolları ailesine katıldım.

Evli ve 2 çocuk babasıyım. Oğlum psikoloji masterı yapıyor, Kızım da bu sene 7’nci sınıfı bitirdi. Eşim ise Piri Reis Üniversitesi’nde kimya profesörü.

Çok güzel bir kariyer Turhan Bey. Biraz da Turkish Cargo’yu dinleyelim sizden. Siz bu markayı nasıl tarif ediyorsunuz? 

Turkish Cargo olarak dünyanın en çok noktasına uçan havayoluyuz, burada 2000’li yılların başlarına kadar giden ve hala devam eden bir başarı hikayesi var.

Diğer taraftan havacılıkta son 10-15 yıldır süregelen rekabet ortamı havayolu şirketlerini hava kargo taşımacılığına odaklanmaya zorluyor. Bu sürece dahil olan global rakiplerimiz “combined airline” (kombine hizmet veren havayolu) dediğimiz yolcu taşımacılığı ve hava kargo taşımacılığını birlikte yapmaya çalışıyorlar. Her iki sektörün pazar/talep/müşteri dinamiklerinin birbirinden farklı olması ve üst kabinde yolcu, alt bölümde kargo taşımanın getirdiği gelirin yanı sıra maliyet paylaşımından faydalanan hava yolları daha başarılı oluyorlar.

Bu kapsamda, 1990’lı yılların başından itibaren Avrupa’daki büyük rakiplerimiz, 2000’li yıllardan itibaren körfezli rakiplerimiz ve dünyanın fabrikası sayılan Uzak Doğu’daki hava yolları hava kargo taşımacılığını artan bir tempoda gündemlerine almış durumdalar. Bayrak taşıyıcı milli marka olarak biz de 2015 yılından beri hızlı bir şekilde açığı kapatmaktayız.

Gelişim ve yükselme sürecimizden bahsetmek gerekirse; Türk Hava Yolları olarak kargo taşımacılığındaki pazar payımız 2010-2015 döneminde binde seviyelerindeyken benim de katıldığım 2016 yılına kadar %1.8 seviyelerine ulaşmış olup, global hava kargo şirketleri arasında 22’nci sıraya kadar yükselen bir iş birimi haline gelmiştir. Bu yükselişi takiben, 2016 yılında yönetim kurulumuz tarafından alınan karar ile kargo taşımacılığı iş birimini, Genel Müdür (Kargo)Yardımcılığı’na yükselterek hava kargo taşımacılığı sektörüne özel olarak odaklanacağımızı tüm dünyaya gösterdik.

turkish cargo

Bu yeni yapılanma ile 2016 yılından günümüze kadar uzanan süreçte eksiklerimizi tamamlayıp; ortaklığımızın uçuş işletme, insan kaynakları, bilgi teknolojileri, yer operasyonları ve diğer birimlerinin de desteğiyle, yolcu taşımacılığındaki başarımıza havayolu kargo taşımacılığını da yeni bir ürün olarak katarak hızlı bir gelişim sağladık.

Bu açıdan değerlendirildiğinde kargoyu, hava yollarının en önemli iki gelir kaleminden biri ve ortak kar sağlayıcısı olarak görmek gerekir ki, pandemi sürecinde de bunu bir kez daha gözlemledik. Bununla birlikte, global tedarik zincirinin bir parçası olarak hava kargo taşımacılığı, farklı dinamik ve rekabet koşullarıyla sürekli gelişmekte ve büyümektedir.

Turkish Cargo olarak bizler; A noktasından B noktasına, değerli, pahalı ve zaman açısından kritik ürünleri taşıyoruz. Bu taşıma faaliyeti global ticaretin tonaj olarak %1’i seviyesindeyken değer olarak %35’ine denk geliyor. E-ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte ise %40’lara ulaşması bekleniyor. Dünya ticaretinin 3’te 1’inden fazlası hava kargo ile gerçekleştiriliyor. Bu durum, Türk Hava Yolları gibi hem yolcu hem de hava kargo alanında faaliyet gösteren küresel markaların, hava kargo sektöründe ciddi yapılanmalar, yatırımlar yapmasını gerektiriyor. Özellikle pandemi döneminde; test kitlerinden aşılara ve ilaçlara, üretimde kullanılan ve acil ihtiyaç duyulan ara mamullere kadar çok değerli ihracat ürünlerinin aciliyet ve hassasiyetle taşındığı, dolayısıyla önemi daha da artan bir hava kargo sektörü ile karşılaştık.

2019 yılı itibariyle Türk Hava Yolları olarak, 2010 yılında başlayıp 2016 yılından beri ise hız kazanarak devam eden kargo sektörüne odaklanma stratejimiz ile diğer rakiplerimizden pozitif yönde ayrışmaya başlamıştık. Pandemi süresince ise Ortaklığımızın kargo ve yolcu taşımacılığını iki farklı alan olarak kabul edip yatırım yapmasının avantajlarını daha da belirgin bir şekilde deneyimledik. Gelecek dönemlerde de bu avantajlı durumumuz artarak devam edecektir. Özetle Turkish Cargo’yu; çevikliği ile küresel ölçekteki gelişmelere ayak uyduran ve yenilikçi yapısıyla teknolojik gelişmelere öncülük eden, günümüzde ve gelecekte yükselen değer, bayrak taşıyıcı milli markamız olarak tanımlayabiliriz.


Web sitenizde gördüm Turhan Bey. Global hava kargo pazarının daralması hemen hemen %30’lardayken, Turkish Cargo’nun pazar payı %5’lere çıkmış. Sanırım pandemi öncesinin bir datası bu? 

Markamızın 2015 yılında %1,8 seviyesinde olan global pazar payı; ortaklığımızın diğer bütün birimlerinin de desteğiyle 2019 yılında %4,5’lere kadar yükseldi. Pandeminin tüm dünyayı etkisi altına aldığı 2020 yılının başlarında ise, oluşan kriz ortamında inovatif çözümler üretmek için sayın genel müdürümüz ve ilgili yöneticilerimizle birlikte yolcu uçaklarını da kargo taşımacılığında değerlendirmek kararı aldık. Bu kararımızı Sivil Havacılık Genel Müdürümüzün destek ve onayları ile 12 gün gibi çok kısa bir süre içinde uygulanabilir hale getirerek yalnızca kargo değil yolcu uçaklarımızı da kapasiteye dahil ettik.

Bu kapsamda; yolcu uçaklarının kabininde, koltukların arasında ve üzerinde, koridorda, özel ağlarla sabitlenmiş ve tüm emniyet ve güvenlik tedbirleri alınmış bir şekilde, uçaklarımızın altını ve üstünü kargoyla dolu olarak kullanmaya başladık. Bu projenin dünyadaki ilk uygulayıcılarından biri olarak ilk uçuşumuzu, 20 Mart tarihinde Kiev’e gerçekleştirdik. Büyük bir titizlikle uyguladığımız bu dönüşüm projemiz ile 4 binden fazla uçuş gerçekleştirerek başta sağlık ürünleri olmak üzere hem Türk ekonomisinde yer alan ihracatçılarımızın hem de tüm dünyadaki müşterilerimizin ihtiyaçlarını taşıdık. Bu çalışmamızın karşılığı olarak ise; 2021 yılı ilk 3 ayı itibariyle pazar payımız %5,2’ye yükseldi ve dünyanın en büyük 5. hava kargo taşıyıcısı konumuna geldik.

Turkish Cargo’yu Lideri Turhan Özen’den Dinleyin


Pandemiye bağlı olarak e-ticaret büyüdü dediniz, geçenlerde bir makale okudum. Türkiye’de pandemi öncesinde %9 olan tüm ticaret içerisindeki e-ticaret oranı, pandemiyle beraber %15’e yükselmiş. Muhtemelen bu artış tüm dünyada da böyledir. Hatta Çin gibi bazı ülkelerde bu oran çok daha yüksektir. Turkish Cargo’daki bu marjinal büyüme pandemi sonrasında sizce nasıl seyredecek? Bir öngörünüz var mı? 

Pandemi etkilerinin yavaşça azalmaya başladığını göz önünde bulundurursak; 2021-2024 döneminde hava kargo pazarının, yılda %10’lara yaklaşan bir büyümeyle önemli bir noktaya geleceğini öngörmekteyiz. Bu büyümenin yaşanmasında e-ticaretin ciddi bir etkisi bulunuyor.

Bu kapsamda global araştırma kurumlarının projeksiyonlarını takip ediyor ve bu tahminlerin kendi hedeflerimizle uyumluluğunu değerlendiriyoruz. Planlarımızı, filomuzu, organizasyonumuzu, teknolojik altyapımızı, pazarlama ve operasyon altyapımızı bu büyümenin getireceği ihtiyaçlara göre hazırlıyoruz. Bu planlama dahilinde %5,2’ye çıkan pazar payımızı 2023-2025 döneminde %7,5-8 bandına yükselterek dünyadaki ilk 3 hava kargo markasından biri olmayı hedefliyoruz. Bu ciddi hedefimizin altını doldururken ise; Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu’da çok önemli rakiplerimizin olduğunun bilinciyle hareket ediyor, müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmet anlayışımızdan ödün vermeden ilerliyor ve büyüyoruz.

Turkish Cargo’nun büyümesinde, e-ticaret hacminin artmasının yanı sıra pandemiyle birlikte daha da görünür hale gelen sağlık taşımacılığı da etkili olmuştur. İçinde bulunduğumuz dönemde öncelik aşı taşımacılığında olsa da her türlü ilaç, tamamlayıcı ürün, medikal ekipmanların; üretimde stok tutulmaması, çok kısa sürelerde üretimden tüketime geçilmesi, üretim kaynağının tek bir merkez yerine birçok farklı noktaya dağıtılması gibi sebeplerle hava kargoyla üretim merkezlerinden pazara ulaştırılması önemli bir hale gelmiştir. Bu açıdan incelendiğinde çok değerli bir coğrafyada olduğumuzu bir kez daha gözlemliyoruz. Bu kapsamda, ülkemizin kilogram başına ortalama ihracat değerinin 50 katı değerindeki hava kargo ihracatının çok önemli bir bölümünü, milli marka Turkish Cargo olarak 127 ayrı ülkeye taşıyoruz.

 

Bütün operasyon SmartIST ile beraber İstanbul Havalimanı’na mı kayacak? Yoksa yine Atatürk Havalimanı’yla beraber hibrit bir operasyon mu yürütülecek?

Önümüzdeki dönemde öncelikle uydu tesisimizin ardından tüm kargo organizasyonumuzu İstanbul Havalimanı’ndaki yeni evimiz SmartIST’e taşıyacağız. Dolayısıyla tüm operasyon, tek bir çatı altında İstanbul Havalimanı’nda gerçekleştirilecek.


Ben Turkish Cargo’yu araştırırken bazı konulara çok şaşırdım. Açıkçası öncesinde pek bir bilgim yoktu. Koronavirüs aşılarından soyu tükenen hayvanlara ya da tarihi eser taşımacılığına kadar özel kargo taşımacılığı dediğiniz bir iş kategoriniz var. Anladığım kadarıyla burada çok hassas bir operasyon yürütülüyor.  Bu konuda biraz bilgi alabilir miyiz?  

Hava kargo aslında sadece hız açısından değil, hassasiyet ve riskler açısından da son derece değerli ve paha biçilemez kargoların taşınmasını içermektedir ve bunların hepsi farklı uzmanlık alanlarıdır. Turkish Cargo olarak, bu uzmanlıkların eğitim ve altyapılarını, 2015 yılından itibaren kendi ekiplerimizde oluşturmaya başladık. Bu süreci takiben, 2016 yılında ilaç taşımacılığındaki ilk sertifikamızı aldık, 2020 yılı başında ise IATA’nın özel ürün sertifikalarında en fazla sertifikaya sahip olan hava kargo firması olduk.

Pandemi öncesinde aşı ve ilaç taşımacılığında %5,5 seviyelerinde olan pazar payımızı %8’e yükselterek sağlık taşımacılığında ilk 3 hava kargo markasından biri olduk. Bu anlamlı başarımızın en büyük kaynağı, en başından beri aşı ve soğuk zincir odaklı hazırlıkları da değerlendirerek dünyanın en büyük ilaç firmalarıyla çok yakın pazarlama ve ticari ilişkileri yürütmemiz, bu firmalara hizmet kalitemizi anlatmamız ve nihayetinde söz konusu firmaların, tesislerimizi gördükten sonra işlerini bize aktarmasıdır.

Özel kargo operasyonlarımıza ise aşı taşımacılığı güzel bir örnektir. Aşıların taşınması sırasında; yükleme ve boşaltmada, havalimanında, apron üzerinde veya depolarda, elleçleme süreçlerinde bir derece bile sapmaması gereken hassasiyetleri vardır. Bu hassas ölçüleri korumak için özel ekipmanlar bulunur ve bu ekipmanların idaresi, kullanımı için teknik uzmanlıkla beraber tüm sürecin en ufak bir riskle karşılaşılmadan yönetilmesi gerekmektedir. Biz bu süreçlerin tümüne ürün diyoruz. Bu anlamda soğuk zincir bizim için bir üründür ve denetlenen bir süreçtir. Yetkinlik ve sertifikasyon gerektiren bu süreçler, bağımsız denetçiler tarafından sıklıkla denetime tabi tutulur; kalitenin sağlanıp sağlanmadığı, eksiklik olup olmadığı kontrol edilir ve gerekli şartlar sağlanmıyorsa sertifikalar iptal edilir. Sonuç olarak ise aşı taşıma yetkinliği ortadan kalktığı için ilgili firmalar aşılarını size teslim etmez.

Turkish Cargo olarak, yarılanma ömrü 24 saatten kısa olan radyoaktif kanser ilaçlarının taşımasını da yapıyoruz. Maksimum 2 saat geciktirilmesi halinde hasta için hiçbir faydasının kalmadığı bu ilaçları, müşterimiz olan üretici firma; Batı Asya’daki, Afrika’daki, Doğu Avrupa’daki, Hindistan’daki birçok hasta için üretiyor ve biz de dünyanın dört bir tarafına teslimatını gerçekleştiriyoruz.

Tabii bu operasyonlarımızın güzel yönleri de var. Mesela Ukrayna’daki zorlu sirk koşullarından üç tane aslanı Güney Afrika’daki doğal habitatlarına taşımamız, yine Güneydoğu Anadolu’da yaralanmış, nadir kızıl akbabalardan bir tanesi olan 1,5 yaşındaki Dobrila’yı Sırbistan’daki doğal parkına taşımamız gibi örnekler de mevcut ve arka planda bununla ilgili çok sayıda eğitim, uzmanlık, teknoloji ve düzenli devam eden sertifikasyonlar bulunuyor.

Ferrari’den Lamborgini’ye dünyanın en pahalı arabalarını da taşıyoruz. Bir gün gelip görmenizi isterim; dünyanın en büyük galerisi gibi, bir çizik bile çok büyük risk ve hepsinin kendi yüksek standartları var. Tüm bu standartlar, sadece bu konuda eğitimli uzman personellerimiz, yüksek oranda kullanılan teknolojik ekipman ve son olarak da bizi çok sık denetleyen dış denetim sertifika firmalarıyla sağlanıyor.


Çok vizyoner yaklaşımlar Turhan Bey. Bir yandan da bu özel kargo konusunu aramızda konuşurken, sizi ziyaret edip örneğin tarihi eser taşımacılığı ya da soyu tükenmekte olan hayvan taşımacılığı nasıl yapılıyor konusunda birer blog yazısı yazmayı da düşünmüştük. Çok ilginç konular zira. 

Turkish Cargo olarak su aygırından yarış atlarına, penguenden aslanlara kadar birçok türde canlı hayvan taşıması gerçekleştiriyoruz. Bu canlıların daha iyi koşullarda yaşayabileceğine emin olduğumuz doğal ortamlarına taşımasını; başta Buckingham Sarayı Deklarasyonu (United for Wildlife Buckingham Palace Declaration -UFW) ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) olmak üzere bu konuda otorite olan pek çok kurum ile yaptığımız anlaşmalarımız dahilinde gerçekleştiriyoruz. Veterinerleriyle, seyisleriyle beraber taşıdığımız bu hayvanlar her zaman en doğru yere ulaştırılan canlılar oluyor ve bayrak taşıyıcı marka olarak bu taşımalarımızı bir sosyal sorumluluğumuz olarak görüyoruz.

Anladım. Başka bir konuya gelmek istiyorum izninizle. Geçenlerde Cargo People videolarınızı izledim. Bence çok eğlenceli ve ilgi çekici olmuş videolar. O videolarda patlayıcı dedektifi köpeği Aska ve ortağı Sezer Bey çok ilgimi çekti. Aslında o videoyu görene kadar benim aklımda böyle bir güvenlik önlemi olduğu yoktu. Yani bu kadar ayrıntılı bir güvenlik taraması olduğunu bilmiyordum. Tüm kargolar x-ray taramasından geçiyor mu? Nasıl bir güvenlik prosedürü olduğunu merak ediyorum. Aska tüm kargoları kokluyor mu? Yoksa belirli bir aşamada mı dahil oluyor?

Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Çin menşeili bir teknoloji firması, yatırım ajansı ve yönetim kurulumuz vasıtasıyla bize ulaştı ve yaptıkları değerlendirmeler sonucu Türkiye’de bir fabrika kurmaya karar verdi. Bu firma, üç ayrı ülke arasında tercihini yaparken; ulaşım ağı ve gelecek planlarımızı göz önünde bulundurarak Türkiye’yi dolayısıyla Turkish Cargo’yu tercih etti. Bu tür önemli yatırımların artarak devam edeceğine inanıyorum.

Bunun yanı sıra Türkiye’deki yatırımcının katma değerli ürünlerinin yurt dışına ulaşmasına katkı sağlamaya devam ediyoruz. Örneğin; kirazı karayoluna nazaran daha uzak ve daha değerli olduğu pazarlara hava kargo ile taşıyarak çiftçilerimize de katkı sağlamış oluyoruz. SmartIST’in artan kapasitesiyle ise ister yerli ister yabancı sermaye olsun Türkiye’deki üreticilerin, katma değerli ürünlerinin dünya pazarlarına ulaştırılmasında ciddi oranda rekabet avantajı sağlamaya devam edeceğiz, bu yöndeki geliştirmelerimiz de yeni yatırımların önünü açıyor.


Kabaca anlattınız zaten ama yine de sormak istiyorum. Bugüne kadar sizi zorlayan operasyonlar nelerdir? Yani sizleri en çok zorlayan işleri merak ediyoruz. Burada taşıması zor olan ürünler de olabilir, hacim olarak çok büyük ürünler de olabilir

Küresel ölçekli bir hava kargo taşıyıcısı olarak, dünya üzerinde gerçekleşen ve taşıma modlarını etkileyebilecek her türlü gelişmeyi takip etmek, uyum sağlamak durumundayız. Bu hususta yakın zamanda karşılaştığımız olağan dışı bir durum buna güzel bir örnektir.

Geçtiğimiz mart ayında, Uzak Doğu Bölgesi’nden özellikle Çin, Hong Kong ve Avrupa’ya olan hava kargo talepleri birdenbire inanılmaz arttı. Bu durumun sebebini araştırdığımızda ise kaza sonucu Süveyş Kanalı’nı kapatan bir geminin yol açtığı aksaklıklar nedeniyle, ürünlerini deniz yoluyla taşıyan firmaların, hava kargoyu tercih ettiğini öğrendik. Global ölçekli bir taşıyıcı olarak yaklaşık bir hafta on gün süren ve taşıma modlarını ciddi olarak etkileyen bu kapalılığı eş zamanlı takip etmek, uçuş ağımızın hangi noktalarına etki edebileceğini hesaplamak ve anlık çözümler üretmek durumundayız.

Yani anlık olarak birçok şeyden haberdar olmanız gerekiyor?

Dünyadaki ekonomiyi, üretimi ve tüketimi var eden tedarik zinciridir ve bu zincirin en önemli taşıma modlarından biri olan hava kargo taşıyıcısı olarak büyük küçük bütün gelişmeleri eş zamanlı ve yakından takip etmemiz gerekir. Örneğin; ABD’deki ve Kanada’daki otomobil fabrikalarının bir çip eksikliği bile yaşamadan üretimine devam edebilmesi için bizim anlık değişen, dinamik planlama yapmamız gerekebiliyor. Çözüm odaklı ve çevik bir hava kargo taşıyıcısı olmak bunu gerektiriyor.


Aksiyon filmi gibi. Bu radyoaktif maddelerin taşınması, uçağa alınması oldukça zorlu görünüyor.

Reklam Müdürlüğü’müzün Kurumsal İletişim Başkanlığımız ile hazırladığı bir reklam filmimiz mevcut; aksiyon filmi müziği temasıyla 5’er, 10’sar saniyelik kesitler ile, bizim yaptığımız işin ne kadar fazla insana ne kadar fazla firmaya dokunduğunu gösteriyor.

Bir başka örnek ise aşı taşımacılığı; Sağlık Bakanlığı’mızın ithalatı öncelikli olmakla birlikte transit olarak diğer aşıları da taşıyoruz. Örneğin Sinovac aşısını Çin’den Brezilya’ya ve Güney Amerika’ya taşıyoruz. Tüm bu operasyonlarımızda, aşıyı teslim alan yetkililerin mutluluğunu ve heyecanını görüyoruz. Yine geçtiğimiz günlerde, 100 milyon doz Covid-19 aşı taşımasına ulaşmış olmanın sevincini ve gururunu yaşadık.

Toroslarda yetişen ancak Türk mutfağında tercih edilmeyen bir mantar türü ihracatımız da var. Senelik rekoltesi mevsimsel koşullara göre değişmekle birlikte 40-100 ton civarında olan bu matsutake mantarlarını, en iyi ve en pahalı yemeklerinde kullanılmak üzere Japonya’ya taşıyoruz. Böylesi bir operasyon hem Japon mutfağını hem de ülkemizdeki çiftçiyi pozitif yönde etkiliyor.


Çok güzel hikayesi olan şeyler bunlar. Anlatılması lazım. Başka bir konuya geleyim. Atatürk Havalimanı’ndan İstanbul Havalimanı’na taşınma yapılırken siz de kumanda merkezindeydiniz. Oradaki zorluklardan ve çekincelerinizden bahseder misiniz?

Tarihi taşınma ile ilgili çalışmalarımız neredeyse 1,5- 2 yıl öncesinde başladı. Tüm üst yöneticilerimizle birlikte bir buçuk iki yıl boyunca haftalık olarak devam ettirdiğimiz çalışmalarımızda en ince detayına kadar, dakikası dakikasına planlayarak, devreye alınması gereken uygulamaların tatbikatlarını yaparak oluşabilecek risklere karşı B ve C planları hazırladık.

2019 yılının 5 Nisan gecesi; sayın Bakanımız, Yönetim Kurulu Başkanımız, Genel Müdürümüz ve tüm yetkililerle beraber, saat 18:00’de kontrol merkezinde toplandık. Planlanandan 12 saat daha erken gerçekleştirilen taşınma sürecini gece boyunca, CCTV kameralar ve diğer tüm anlık raporlardan bizzat takip ettik.

Türk Hava Yolları gibi dev bir şirketin taşınması çok nadir gerçekleşebilecek bir şey olmasına rağmen taşınmanın 45 saat olarak planlanıp, 33 saat gibi rekor sayılabilecek bir sürede tamamlanması, dünya havacılık sektörü tarihinde bir ilki gösteriyor. Bu kapsamda National Geographic kanalı da bu tarihi taşınmayı, her iki operasyon merkezini de kapsayacak şekilde belgesel film haline getirdi.

Şu anda ise uçak altı kargo operasyonumuz İstanbul Havalimanı’ndan, kargo uçaklarımız Atatürk Havalimanı’ndan yönetilmeye devam ediyor. Bu yıl içerisinde SmartIST projemizi tamamlayarak, tüm kargo uçağı operasyonlarımızın İstanbul Havalimanı’ndan yürütülmesini hedeflemekteyiz.


Bazı kısımlarını anlattınız ama yine de ayrıntılandıralım. Yapay zekâ kullanılıyor bazı operasyonlarda. Bunun hakkında bilgi verir misiniz? Özellikle SmartIST ile ilişkilendirerek. 

Turkish Cargo’yu 22. sıradan 5. sıralara getiren bu serüvende teknoloji büyük bir rol oynamaktadır. Geçtiğimiz yılın başlarında yapay zekâ alanında RPA denilen robotik süreç otomasyonlarımızı devreye aldık ve pandemiyle birlikte bu robotları daha aktif bir şekilde kullanmaya başladık.

Alpha, Bravo Charlie ve Delta isimli bu robotlarımız iş yükümüzü hafifleterek süreçlerin analizini ve olabilecek sapmaları hesaplayıp raporlayabilmektedir. Böylece mevcut çalışan arkadaşlarımız, sistemde devre dışı kalmadan daha çok uzmanlık gerektiren alanlara yönelebiliyorlar. Bu kapsamda dünyanın en büyük otomatik stoklama sistemine sahip olan SmartIST’in optimizasyonunu arttırılmış gerçeklik teknolojileri ile hayata geçirmek üzere testler yapmaya devam ediyoruz. Teknolojiyi akıllıca kullanmak adına özellikle müşterilerimizin işini kolaylaştıracak teknolojiler kullanmamız gerektiğinin farkındayız ve tüm geliştirmelerimizi bu farkındalığımız etrafında yapıyoruz.


İsterseniz teknoloji konuşmaya devam edelim. Cargo Talks isminde bir webinar gerçekleştirildi. Burdan anladığım havayolu taşımacılığı teknolojik olarak 4.0’a geçiyor gibi. Yine insanlar yeni bir dil öğrenir gibi yazılım öğrenmeye çalışıyorlar. Bununla birlikte yeni nesil için veya burada çalışmak isteyenler için yeni yazılımcılık fırsatları var mı? Örneğin, havayolu kargo için bir uygulama veya yeni bir yazılım projesi geliştirmek isteyenler için. 

Hava kargo taşımacılığı, lojistik firmaları, gümrükler, depolar, havalimanı işletmeleri ve apron yönetimleri gibi değer zinciri olarak kendi dünyasında bölümlendirilmiş bir sektördür.

Bu bölümlerin dijital transformasyon içerisinde sanal olarak da entegre olması büyük bir başarı kriteridir. Dolayısıyla bu tip yazılımlarla ilgilenen yazılımcı ve girişimci arkadaşları özellikle lojistik alanında önemli fırsatlar bekliyor. Bunlara ek olarak lojistik sektörü ve global tedarik zinciri; izlenebilirlik yani farklı lojistik partnerlerinin birbirleri ile veri transferi yapabileceği yapılar, fatura ve irsaliye bilgilerinin takibi, finansal ve muhasebe hareketlerinin paylaşılabilmesi ve özellikle son müşteriye eş zamanlı izleme imkânı veren yazılımlar, aplikasyonlar ve çözümler üretmek gibi çok geniş bir alanda her sektörün, her ülkenin farklı uygulamaları bulunuyor.

Bu açıdan incelendiğinde ara çözümlerin, entegrasyon çözümlerinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz ancak “blockchain” çözümler henüz pek uygulanmıyor ve bizim sektörümüzde, bölünmüş yapıda ekonomik bir değer oluşturan net örnekler bulunmuyor. Bunun dışında basit cep telefonu aplikasyonları, izlenebilirlik imkânı sunan, temel fatura ve hareket bilgilerini veren çözümlerin daha da yayılacağını öngörüyoruz. Merkezi çözümlere baktığımızda ise “Man Machine Interface” teknolojileri önemli duruma geliyor. Kısacası, insanla makine arasındaki uygulamalar çok önemli. Çünkü emniyet, güvenlik ve kalite için lojistik sektörü ve hava kargodan insan faktörünü tümüyle çıkarmıyoruz.

K9 köpek örneğinde değindiğim gibi, köpek burnundan daha hassas bir sensör teknolojisi üretilmediği sürece, köpekler ve idarecileri vazgeçilmez iş arkadaşlarımız olmaya devam edecek. İnsanla makine iş birliğinde ise, depo işçimiz ile makinelerin ara yüzlerini güçlendirmemiz gerekiyor. Bu kapsamda giyilebilir teknolojilere, gözlük ve eldiven gibi uygulamalara da konsantre oluyoruz, ancak “big data”, yapay zekâ ve veri madenciliği üzerine yapılmış uygulamalar ve algoritmaların hatta kendi geçmişinden bilgi üreten ve öğrenen algoritmaların önemi daha büyük. Dünyada finans sektöründen sonra en fazla veriyi lojistik sektörü üretiyor.  Bu anlamda bu veriyi işleyen ve bundan sonuçlar çıkaran bir algoritmanın daha doğru kararlar verdirebileceğini düşünüyoruz. Kısaca, tedarik zincirini ve lojistiğini göz önünde bulundurduğumuzda; hava, kara, deniz ve e-ticaret siteleri vb. bir arada düşündüğümüzde, finans sektöründen sonra en fazla veriyi burasının ürettiğini söyleyebiliriz. Bu nedenle de bu alanda teknoloji ve yazılıma ihtiyaç olduğu açıktır.


Anladım. Yavaş yavaş sonlara geliyoruz.  Turkish Cargo’nun şirketleşmesi durumunda genç istihdamı için nasıl fırsatlar olacak? Bir de kariyerini hava taşımacılığı üzerine yapmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Ortaklığımız içinde kargo iş birimi, son 10 yılda en fazla büyüyen birimdir ve bu büyüme artarak devam edecektir. Buna paralel olarak Turkish Cargo hem beyaz yaka hem de sahada çalışacak arkadaşlarımızla genç istihdamı sağlayacaktır.

Dinamik bir alanda hızlı bir şekilde birçok şey öğrenmek isteyen gençlerin bu alanda daha uygun olduğunu söyleyebiliriz. Havacılık sektörünün dinamik, girişimci, gelişim odaklı ve otomasyon süreçlerine katkı sağlayacak gençlere ihtiyacı var. Turkish Cargo olarak dünyada ilk üç hava kargo taşıyıcısından biri olma hedefimizle birlikte, dünyanın en iyi hava lojistiği uzmanlarını, en iyi planlamacılarını, en iyi operasyoncularını, en iyi satışcılarını, en iyi IT uzmanlarını, en iyi reklamcılarını ve en iyi insan kaynağı uzmanlarını istihdam etmeyi hedefliyoruz. Ben çok hızlı öğrenirim, hareketi severim, dünya çapında çalışmaya açığım, kolay kolay yılmam, bir iş bittiğinde yenisini isterim diyen gençleri bekliyoruz. Şu anda dünyanın en büyük 5. hava kargo şirketini hep birlikte ilk 3’e taşıyacağımıza inanıyorum.


O zaman dinamik bir hayat isteyenleri Turkish Cargo’ya bekliyoruz. Son olarak lojistik sektöründe olduğu gibi hava taşımacılığı sektöründe de kadın yönetici sayısı hızla artıyor. Bu konuda biraz bilgi alabilir miyiz? 

İş yapış süreçlerimizde çeşitliliğin olmasını ciddiyetle gözetiyoruz, o yüzden kadın çalışan sayımız bizim için çok önemli. Mevcut oranlara baktığımızda kadın çalışan ve yönetici oranları bakımından henüz istediğimiz yerde değiliz. Bu konu özelinde, bunu bir misyon edinip, insan kaynaklarımız ile iyileştirmeye, geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüterek, kadın çalışan ve yönetici sayımızı arttırmayı hedefliyoruz.

Kaynak:https://blog.turkishairlines.com/tr/turhan-ozen-ile-turkish-cargo-roportaji/

Turkish Cargo’yu Lideri Turhan Özen’den Dinleyin

Turkish Cargo’yu Lideri Turhan Özen’den Dinleyin
Zeynep Kali
İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunu. 15 Yıl Havacılık sektöründe çalıştı. Uçakları,yolcuları ve yolculukları çok sever. Farklı insanlar tanımak,tanımadığı şehirlerin sokaklarında dolaşmak en hoşlandığı şeydir. Bir kız çocuğu annesidir. Sitemizin Yazı İşleri Müdürüdür

Similar Articles

Comments

SOSYAL MEDYA

POPULER HABERLER