Anasayfa / Bilim-Teknik / İlk Jet Motoru Bir Enerji Santralinde Doğdu

İlk Jet Motoru Bir Enerji Santralinde Doğdu

Çoğu insan Edison’u ilk pratik ampulü üreten bilim adamı olarak tanır. Ancak Edison aynı zamanda yeni iş alanlarında yüzlerce patent toplayan bir girişimciydi. Bu sayede sahip olduğu patentler, yeni gelişmelere zemin hazırladı. Örneğin ampul, X ışınlarının bulunmasına ve bu sayede tıbbi görüntüleme endüstrisinin doğmasına sebep oldu. Aynı şekilde GE’nin enerji üretimi ve gaz türbini mühendisliği konusundaki uzmanlığı, şirketin havacılık işini doğurdu.

Bugünse havacılık mühendisleri, jet motoru teknik bilgilerini meslektaşlarının daha verimli gaz türbinleri kurmaları için kullanarak bir nevi minnet borçlarını ödüyorlar.

Edison’un ürettiği ilk ampul ve arkasından gelen elektrikli cihaz dalgası, büyük bir elektrik talebi yarattı. Başlangıçta şirketler jeneratörlere güç vermek için pistonlu motorlar kullanıyorlardı. Ancak hızla daha verimli olan buhar türbinlerine geçiş yaptılar. 1903’te GE mühendisleri Charles Curtis ve William Emmet, Newport’ta dünyanın bir enerji santrali için inşa edilmiş en güçlü buhar türbinini ürettiler. Bu türbin, eşdeğer pistonlu motorların kapladığı alanın onda birine ihtiyaç duyuyordu ve üçte iki maliyetle üretildi.

1903’te GE, genç türbin mühendisi Sanford Moss’u işe aldı. Moss, Cornell Üniversitesi’nde gaz türbini konu-sundaki doktorasını yeni bitirmişti. Moss GE’de santrifüj kuvvetini kullanarak havayı gaz türbinlerine girmeden önce sıkıştıran bir radyal gaz kompresörü inşa etmeye başladı. Moss’un ilk deneyleri başarısız oldu. Makine çok fazla yakıt tüketti ve çok az güç üretti. Ancak patenti ve devrim niteliğindeki kompresör tasarımı yüksek fırınlara hava sağlamaktan pnömatik tüp sistemlerine güç vermeye kadar birçok uygulamada kullanıldı. O henüz bilmese de, Wright Kardeşler kalkışa geçmeden önce o, jet motorunu bulmuştu.

Kasım 1917’de, yani 1. Dünya Savaşı’nın en şiddetli döneminde, GE Başkanı E.W. Rice’a NASA’nın öncüsü olan Havacılık Ulusal Danışma Komitesi’nden bir mektup ulaştı. 1. Dünya Savaşı, uçakların karıştığı ilk savaştı ve gelen mektupta Komite, Moss’tan radyal kompresörünü kullanarak Liberty uçak motorunun performansını artırmasını istiyordu.
Motor deniz seviyesinde 354 beygir güç üretse de, yüksek irtifalarda bu rakam yarı yarıya düşüyordu. Moss, havayı motora girmeden önce sıkıştırmak için kompresörünü kullanabileceğine inandı ve yoğunluğu artırarak motorun kayıp gücünü geri kazanmasına yardımcı oldu.

Pistonlu bir motorun silindirlerini normalde yutacağı miktardan daha fazla havayla doldurmak süperşarj olarak adlandırılır. Moss, radyal türbinini döndürmek ve motora giren havayı sıkıştırmak için Liberty motorundan gelen sıcak egzozu kullanan bir turbo süperşarj sistemi tasarladı. Moss’un tasarımı 1918’de Colorado’daki Pike’s Peak’in üstünde test edildi. Motor 352 beygir, yani deniz seviyesindeki kadar güç üretti. Bu gelişmeden sonra GE, havacılık endüstrisine giriş yaptı.

Kaynak:geturkiyeblog.com

Hakkında Zeynep Kali

İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunu. 15 Yıl Havacılık sektöründe çalıştı. Uçakları,yolcuları ve yolculukları çok sever. Farklı insanlar tanımak,tanımadığı şehirlerin sokaklarında dolaşmak en hoşlandığı şeydir. Bir kız çocuğu annesidir. Sitemizin Yazı İşleri Müdürüdür

Bunada Gözatın

Bosch’tan Bern Havalimanı için güvenilir iletişim

Bosch Güvenlik Sistemleri, her yıl iş seyahatine ve tatile çıkan yaklaşık 185.000 yolcu tarafından kullanılan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

<